İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

DALGA - DONKİŞOT TİYATRO

Yasemin Aktaş ,

 
“Dünya, Kötülük Yapanlar Değil, Seyirci Kalıp Hiçbir Şey Yapmayanlar Yüzünden Tehlikelidir”
Gala izdihamı mı desem organizasyon faciası mı yoksa, herkes trafiğe yakalandı da onun yoğunluğumuydu bilinmez, ama Kenter Tiyatrosu'nun girişinde, sanki birileri bedava birşeyler dağıtıyormuşcasına büyük bir kalabalık vardı. Gişeden daha önce biletlerin ayrlmamış olduğunu anlıyorum. Neyse o kalabalık içine bende giriyorum yoksa oyunu kaçıracağım. Zor bela buluyorum yerimi, bulur bulmazda oturuyorum. Ayakta bir sürü insan oyunu öyle izlemek zorunda kalıyor. Aceleye mi geldi bilinmez, oyun başlama anonsu yapılmadımı yoksa karmaşadan ben mi duymadım bilemiyorum.
Disiplinle daha güçlü, birlikte daha güçlü...

Oyunun Amerikada geçtiği nasılda belli. Kendimi Amerikan yapımı gençlik filmi izliyormuş gibi hissettim.Lise çağında kanı kaynayan bir grup gencin yaşadıklarını izliyoruz hep beraber. Lisenin tarih öğretmeni Mr. Rose(Levent Ülgen) o günkü dersinde Nazi dönemi Almanya'sını, o dönemde yapılan soykırımları işler. Öğrenciler de bir türlü anlamam veremezler bu konuya, nasıl oluyorda Naziler Almanyanın çok küçük bir topluluğuyken (Alman nüfüsüna göre) nasıl insanların ses çıkaramadığı, karşı koyamadığı bir güç haline gelirler. Çocuklara karşı çıkmak çok kolay gelirken, Mr. Rose bunun kolay olmadığını, insanların nasıl kendini kaptırdıklarını, bazen çoğunluğun bile azınlığa karşı gelemiyeceğini anlatmaya çalışsada, öğrenciler pek anlamak istemezler. Mr Rose ertesi gün öğrencilere bu konuyu anlatmak üzere, öğrenciler üzerinde disiplin deneyi yapmaya karar verir. İlk başta bütün öğrencilere oyun gibi gelir bu deney,hepsi Mr. Rose' un talimatlarına uyacak derste oturup kalkmaları, soru sorma ve cevaplamaları hepsi Mr Rose un istediği gibi olacaktır. Bu, çocuklara farklı gelsede, ilk defa böyle birşeyle karşılaştıkları için hoşlarınada gider. Artık Mr Rose'un derslerine öğrenciler daha ilgili, daha düzenli başlar. Mr. Rose da fırsattan istifade ederek öğrencileri her defasında onları zorlayacak şeyler yaptırır.(Nasıl konuşmaları, nasıl kalkmaları, sınıftaki duruşları, ödevlerine çalışmaları gibi...) Gün geçtikçe işler çığırından çıkar. Mr rose'un eşide(Ayça Abana) olan bitenlerin farkında ve bu durumdan rahatsız olmaktadır. Öğrenciler kendilerine bir isim bile bulmuşlardır “DALGA” ve bide bu isime bir slogan lazımdır“Disiplinle daha güçlü, birlikte daha güçlü”. Artık Mr. Rose'un derslerine başka sınıflardan öğrencilerde gelmektedir. Diğer öğretmenlerin derslerindeki öğrenciler azalırken Mr Rose'un dersleri dolup taşmaktadır. Okul müdürü (Metin Coşkun) bile bundan rahatsız olmuştur ama okuldan ve ailelerden bi şikayet gelmedikçe ilgilnememektedir bu sorunla. Gelip geçici bir şey diye düşünür, Mr Rose da böyle düşünüyordu, ama gelip geçi olmaktan çıktı. Artık çocuklar kenilerini dalgaya çoktan kaptırmışlardır. Kendi gruplarına yeni üyler kazandırmak için şiddete bile başvurmaktadırlar. Başlangıçta bir "disiplin oyunu" olarak başlayan deney, dersler ilerledikçe kendi selamı,amblemi,kuralları ve sloganları olan "DALGA" adlı bir harekete dönüşür. "DALGA" hareketi tarih dersiyle de sınırlı kalmaz ve giderek üye sayısı artar. Artık Mr. Ross da bu hareketi denetleyememektedir. Ders içinde bir oyun olarak başlayan "DALGA" bütün okulu içine alan bir çılgınlığa dönüşür.
Oyunun sonunda da Mr. Rose artık çocukları kendilerine getirmek, çığrından çıkan bu işi durdurmak için çocuklara liderlerini göstermeye karar verir.Oyunun başında da gösterilen Adolf Hitler'in videolarından yapılan, soykırım manzaralarından anlaşıldığı gibi lider olarakta başta Adolf Hitler'i göstermelerini tahmin etmiştim. Adolf Hitler'le başlayan bu gösterim son olarak George W. Bush'un resminin gösterilmesiyle son buldu. Sonra birden salonda bir alkış koptu ve herkes ayakta alkışladı...
Oyunda kullanılan dekor;üç tane dikdötgenler prizması şeklindeki paravan ve bunun haricinde 9-10 adet sandelye ve birkaç masadan ibaretti. Paravanın kanatları her açılışında sınıf, basket sahası, Mr.Rose'un evi müdürün odası kütüphane(atladığım bikaç yer olabilir) olarak kullanılması ne kadar işlevseldi.Ali Cem KÖROĞLU'nun ellerine sağlık. Oyunun yapımcılığını Donkişot Tiyatronun kurucusu Tarık Günevç üstlenmiş.Çayhaneden de tanımış olduğumzu bir isim Şakir Gürzumar oyunun yönetmeni olarak burda da karşımıza çıkıyor. Oyuncuların hepsi nerdeyse bir dizide oynamış yada oynamaktalar. Bu Amerikan vari yapımdan, ne yalan söyleyeyim ben pek keyif almadım. Oyun tek perde yerine, iki perde olabilirdi. İki saat süren oyunda zaman zaman çok sıkıldım, biran önce bitsin dediğim yerlerde çok oldu. Belki girişte yaşanan o karmaşadan dolayı bir ön yargıda denilebilir benim durumuma. Donkişot Tiyatro tarafından, “Türkiye’nin en pahalı tiyatro prodüksiyonu(???) olarak sahnelelenmeye başlayacak” diye tanıtımlarda yer alan bu oyunu eğer siz de merak ediyorsanız bu oyun sezon sonuna kadar Kenter Tiyatrosunda oynanacak.
Yasemin Aktaş
yasemin@tiyatrodunyasi.com
 
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Yasemin Aktaş imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

ŞEHİR TİYATROLARINDAN YENİ OYUN : YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe bu sezon Şehir tiyatrolarının kalabalık kadroya sahip oyunlarından birisidir. Orhan Asena’nın kaleme aldığı bu eserde, Kanuni Sultan Süleyman(Mazlum Kiper) zamanında oğullarının tahta geçmek için yaşadıkları süreç çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş. Hürrem Sultan’ın(Berrin Koper) oyunlarına gelen Kanuni’nin ilk eşinden (Gülbahar) olma oğlu Şehzade Mustafa’nın (Doğan Altınel) öldürülmesinden sonra diğer oğulları arasında yaşanan taht kavgası gözler önüne seriliyor.

Eleştiriler

Oyunbaz Martı ile karşınızda…

Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…

Röportajlar

Uzun Soluklu Oyunların Oyuncusu Yurdaer Okur ile Söyleşi

Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…

Eleştiriler

Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu

“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)