| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Kırmızı Pazartesi - İBB Şehir Tiyatroları
Melih Anık




Daha 11 Eylül (2001) yaşanmamıştı ; 1.Körfez savaşı (1990) yoktu ortalarda, Marquez, Kırmızı Pazartesi’yi yazdığında(1981).
Yani biz, oturma odalarımıza servis edilen, adeta bir “reality show” gibi izlediğimiz olayları seyretmemişken.
Olayları yaşadıktan sonra geriye baktığımızda ne çok ipucu bulmuştuk. Gazete köşelerinde ya da tvlerde önemsiz gibi duran, pas geçtiğimiz haberlerden nasıl bir gelecek çıktığını, olay patladığında fark edip, nasıl uyandığımıza şaşıp kaldık. (Oysa Marquez , söylemişti.)
Hayat daha da zorlaşmıştı sanki.
Kuşku bizi esir almış , paranoya ruhumuzu sarmıştı.
İşte o zaman “Göz göre göre geldi”nin anlamını çözdük.
Kırmızı Pazartesi “Göz göre göre geldi”nin romanınıdır.
Herkesin bildiği bir cinayetin adım adım gerçekleşmesidir.Olayların “reality show” gibi seyredilmesi ve herkesin , her şey olup bittikten sonra üzülmesi,göz yaşı dökmesidir.TV’lerde izlediğimiz naklen ölüm yayını gibi.
“Göz göre göre gelen” ölümlere engel olmak /olamamak uygarlık düzeyi ile ilgili mi ,acaba?
Hatırlayın bizde neler var? Sel yatağına kurulan evler, trafik canavarı, eli kulağında deprem..
Santiago Nasar’ın ölümü ne ki !?

Konu ve Anlatım
Santiago Nasar öldürülecek ! Romanın daha ilk cümlesinde öğreniyoruz bu gerçeği.
Nasıl, ne zaman ,ne ile demeye kalmadan Marquez bizi başka bir yöne doğru götürüyor.Zira önemli olan Nasar’ın öldürülmesi değil…Onun öldürüleceğini bilen tüm bir kasabanın “Göz göre göre gelen” ölüm üzerine hiçbir şey yapmaması , adeta ölümü seyretmesi.
Kapı altından atılan mektuptaki uyarının zamanında farkına varılmamış olması bile önemsiz. Katiller -pervasız ve rahat - cezayı kesmişler, ölümü uluorta ilan ediyorlar zaten. Gelenek böyle emrediyor. Onlar “Masumlar”(?) kendilerine göre.. Zira bu bir “namus cinayeti”..Toplum da takdir edecek nasılsa..(!)
Kolombiyalı yazar Marquez (Nobel helal olsun ona!), değişik bir teknikle yazmış romanı.
En sonda söyleyeceğini ilk önce söylüyor. Romanı ters yüz etmiş sanki.
Siz şimdiki zaman diye düşünürken, roman, ilerledikçe genişliyor ve aslında olaydan 20 yıl sonra anlatılan bir hikaye ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.
Bu, yerden yükseldikçe altınızdaki manzaranın değişmesine benziyor.
Oyuna giderken okumayın romanı. Zira roman daha lezzetli …Oyundan sonra okuduğunuzda tadına doyulmaz bir zevk ile bir çırpıda okursunuz.

Neden böyle?
Oyunlaştırılması zor bir roman da ondan.
Zaman,olay atlamaları var.Geriye dönüşler,ileri gidişler..Marquez öyle bir ustalıkla hikaye ediyor ki bu anlatım olağanüstü bir tat katıyor romana. (Çeviri de güzel)
Uyarlayan /Yönetmen (Macit Koper) eseri sondan başlayıp bir flash –back olarak anlatmayı seçmiş. Ama oyun ilerledikçe o da romanın büyüsüne kapılmış olmalı ki romanın söyleyişine kaptırıyor kendini. Zira o da biliyor ki her şeyi ayıklayıp zamana bağlı(kronolojik) bir anlatım, romandaki tadı veremeyecek.Ama sahne dili de başka..
Sahnede ayni atlamalı düzeni gerçekleştirmek ise teknik olarak zorlayıcı.Bir de her kesimden seyirciye ulaşma gayreti uyarlamayı , salt olay örgüsüne düğümlüyor. Olayları bağlamaya çalışan anlatıcı ise bu karmaşık yapı içinde anlatım sıkıştıkça kimi zaman açıklayıcı , kimi zaman tamamlayıcı, kimi zaman da organize edici olmak durumunda.
Ama bu arada romanın üstüne kurulduğu “Tanrı böyle şeylere anlayış gösterir” le pekiştirilen geleneksel yapı yeterince ortaya çıkmıyor. Gelenekleri gerekçe/mazeret diye sunan halkın kendini kandırması anlaşılmıyor.
Angle Vicarius’un itirafı ile Dul Xius’un evini satması gibi doruk noktaları ise kitaptan okumanız gerekiyor.
Nasar’ın nerdeyse sahnenin her yerinde defalarca öldürülmesi ise hoş olmamış.
Oğlunu odasında sanarak kapıya doğru hızla koşan Nasar’ın yüzüne kapıya kapatıp onun Vicario kardeşlerin eline bırakan annenin trajedisi çok yürek burkucu değil mi? Anne olayı öğrendikten sonra Nasar’ın odasında olduğunu söyleyene gösterdiği tek reaksiyon “Yalancı” diye bağırmak . Romanda ise bu yok. Asıl acı ve dramatik tablo, annenin oğlunun yüzüne kapıyı kapatması.

Genel Yönetim
Böyle bir oyunda hareketli sahnelerin (özellikle Nasar’ın öldürülmesi) verilmesi için hareketli bir sahne düzeni ; tv ekranı,kamera ile günümüze göndermeler yapılsa çok da iyi olurdu diye düşünüyoruz.
Oyuncuların seyirci arasına katılmalarının da özel ve yararlı bir vurgulama olmadığı kanısındayız.

Dekor-Kostüm-Işık
Oyunda kullanılan dekorun, illaki anlatılan ülkeyi hatırlatması beklenmez. Yönetmen olayı ve mesajını genişletmek amacı ile genel bir anlatım biçimi seçebilir. Ama, Kırmızı Pazartesi’nin atmosferini ortaya çıkaran, olayın geçtiği mekanlardır.
Zaten de Yönetmen (Macit Koper) metin,dekor ve giyside soyut bir anlatımı vurgulamıyor.
Tiyatro dünyamızın başarılı ve tercih edilen dekor tasarımcısı Barış Dinçel’in dekorunu beğenmedik. Albenili gibi görünen ama işlevi sorunlu ve romanın geçtiği yerlere hiç uymayan bir dekor yaratılmış.Somut ile soyut arasında kalmış bir dekor. (Barış Dinçel beğenildiğinin farkında. Bu yaptığı işe zarar veriyor.)
Kolombiya’nın koloniyel mimarisine hiç uymayan görüntü ve merdivenlerle girilen evler,gereksiz pek çok ayrıntı ile doldurulmuş bir dekor. Özellikle sahnenin sağ önündeki merdivenlerde yoğunlaşan sahne trafiği için sorunlarla dolu bir yerleşim yaratılmış. Renklerin bu kadar kasvetli olması da koloniyel mimari için ters. Ve de Marquez’in anlattığı hikaye ile..
Giysilerin genel havasında da ayni bakış açısı geçerli.
Işık iyi değil. Sahne yer yer karanlıkta kalıyor ve oyuna özel bir katkı sağlamıyor. Dekordaki koyu renkler de ışığı boğuyor.

“Dikkat et Santiago Nasar , seni öldürecekler”
Koltukların üzerine bırakılmış sarı zarfların içinden bu satırlar çıkıyor.
Salona giren seyirciye gönderilen mesaj ne?
Oyunun son sözü “Bir gün kapınızın altından bir mektup atılana kadar…” -ki o mektup zaten fark edilmemiş- işlenecek bir cinayeti bilirseniz ne yaparsınız sorusu mu soruluyor seyirciye?
Ne yapacak ? Seyredecek ! Seyretmiyor mu!
Yoksa öldürülecek olan kendiniz olursanız mı kılınızı kıpırdatacaksınız denilmek isteniyor?
Ama galiba o bile fark etmiyor.

Melih Anık
http://melihanik.blogspot.com/

Not: Program dergisinde bazı oyuncuların ismi yok. Dergiler tiyatromuzun belleğidir. Koleksiyon değeri vardır. Lütfen biraz özen!

Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 793
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
'Ağaçlar Ayakta Ölür' - Nevra Serezli ve Tiyatro Kare (Füsun Akmen Balkaya)
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Sürmanşet – İstanbul Halk Tiyatrosu (İsmail Can Törtop) - 4/22/2009
  • Tiyatro Bereze'den Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü'ne Açık Mektup (Tiyatro Bereze) - 4/21/2009
  • Deri Ceket - Koyuna saydılar bizi… Oyuna Geldik! - İBB Şehir Tiyatroları (Melih Anık) - 4/21/2009
  • Devlet Tiyatrosu'nda Neler Oluyor? (Adnan Tönel) - 4/21/2009
  • Metni farklı kalıba dökülememiş bir oyun örneği: Muhabir (Üstün Akmen) - 4/20/2009
  • Sadece Bir Çiçek Herşeyi Değiştirebilir (Eser Ali) - 4/20/2009
  • Ne Yapar… Ne Ederim? (Yurdagül Yurtseven) - 4/18/2009
  • Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza Açık Mektup: 1 Mayıs'ı Taksim'de Hep Birlikte Kutlayalım (Savaş Aykılıç) - 4/17/2009
  • 2008-2009 Tiyatro Ödülleri….. ÖDÜL Mevsimi Geldi (Melih Anık) - 4/16/2009
  • Kış Gelmeden - Diyarbakır DT (Ahmet Olcay) - 4/16/2009
  • Kırmızı Pazartesi - İBB Şehir Tiyatroları (Melih Anık) - 4/15/2009
  • Şehir Tiyatroları'nda Sansür Yasaklandı! (Nedim Saban) - 4/15/2009
  • Aydın Doğan Vakfı Ödüllerine Devlet Şürekası Katılmadı, Kereviz, Lahana, Pırasa Şaşakaldı (Nedim Saban) - 4/13/2009
  • Seyircisini Düş Kırıklığına Uğratmayan Yönetmenin -CABARET-si (Üstün Akmen) - 4/13/2009
  • 27 Mart Herşeye Rağmen Bayram (Uğur Çakıroğlu) - 4/13/2009
  • Küçük Genny Efsanesi (Üstün Akmen) - 4/11/2009
  • Sanatın Doğası (Yurdagül Yurtseven) - 4/11/2009
  • Tiyatroda Günlük - 9 Nisan 2009 (Melih Anık) - 4/9/2009
  • Kabare – İstanbul Şehir Tiyatroları (İsmail Can Törtop) - 4/9/2009
  • Tiyatro Dünyası, Kendi Gök Kubbemiz oyunundaki sansür tartışmasına son noktayı koyuyor (Tiyatro Dünyası) - 4/7/2009
  • İki Oyun (Cimri ve İstanbul Efendisi) ve -Yönetmen-in Kafasındaki Seyirci… (Melih Anık) - 4/7/2009
  • Orhan Aydın'ın 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde AKM Önünde Yaptığı Konuşmanın Metni (Orhan Aydın) - 4/6/2009
  • Kendi Gök Kubbemiz - Topal Ördek (Rıfkı Demirelli) - 4/5/2009
  • Aşk (İçin Her Şeyi Yaparım Bunu Yapmam) ve Tanrıların Şafağı (Üstün Akmen) - 4/5/2009
  • Adana Devlet Tiyatrosu'nda Modern Pygmalion Öyküsü: Rita (Üstün Akmen) - 4/3/2009
  • Zaten Aktör Dediğin Nedir Ki? (Fatih Ermiş) - 4/3/2009
  • Padişahın Dadısı Korku Olunca Başına Neler Gelir: Deli İbrahim (Üstün Akmen) - 4/1/2009
  • Kırmızı Pazartesi (Fatih Ermiş) - 4/1/2009
  • Yaşamın Sesi (Tuncay Özinel) - 3/31/2009
  • Nazım Hikmet'in Sırtından Para Kazanılır Mı, Oy Mu Çalınır? (Üstün Akmen) - 3/30/2009
  • Geç Kalmış Değilsiniz (Mehmet Çetinkaya) - 3/30/2009
  • 6. Koğuş - Adana Devlet Tiyatrosu (Ahmet Olcay) - 3/30/2009
  • Yalancılar Koğuşu (4-7 kişilik oyun) (Abdurkadir Bal ) - 3/30/2009
  • Tiyatro Cef'in İlk Oyunu, İlerisi İçin Umut Vermiyor: Letafet (Üstün Akmen) - 3/29/2009
  • Yaban Ördeği ve İbsen Üzerine Kısa Bir İnceleme (Öznur Çetin) - 3/28/2009
  • Marx’ın Dönüşü – Dostlar Tiyatrosu (Selin Seyhan/Funda Sancar) - 3/28/2009
  • Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Uluslararası Bildirisi (Roberto Frabetti) - 3/28/2009
  • 27 Mart 2009 - AKM Önündeki Konuşma Metni (Nedim Saban) - 3/28/2009
  • Dünya Tiyatro Günü (Yurdagül Yurtseven) - 3/27/2009
  • Tiyatroyu da Tiyatrocuları da Seviyorum (Nuran Becerikli) - 3/27/2009
  • Yakın Doğu Üniversitesi, 27 Mart Dünya Tiyatro Bildirisi (Hilmi ÖZEN) - 3/27/2009


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    5 Kasım'den itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları, Özel Tiyatrolara Kasım Ayında da Sahnelerinde Yer Veriyor
    oyun atölyesi'nde yeni sezon başlıyor...

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |