| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Kanlı Nigar - Oyun İstasyonu
İhsan Ata




Ne güzel düşünülmüş bir isim değil mi? Bir düşünsenize, ‘tüm bu koşuşturmacayla dolu bir hayatın içerisinde tiyatro sayesinde de olsa biraz durun ve ara verin’ diyen bir anlayış! Bence çok yaratıcı ve anlamlı bir isim. Üstelik bu istasyon 5 yıldır seyircisine durak olmuş ve olmaya da devam ediyor. Repertuar tiyatrosu olması ve düzenli perdelerini açan bir tiyatro olarak ciddi adımlarla yoluna devam ediyor. İstasyonla, sezonun son oyunları olan ‘Kanlı Nigar’ sayesinde tanışma fırsatı buldum.

İstasyon 2010 sezonunu ‘Kanlı Nigar’ adlı oyunla kapattı. Kanlı Nigar adlı klasik oyun; Nigar namuslu bir mahalleye yeni taşınan gedikli bir fahişedir, iki kızı bir de Arap bacısı ile ortalığı şenlendirir. Evini kiraladığı hacı efendi ise vaktiyle Nigar'ın ırzına geçip sonra da evden kovalayan üvey babasıdır. Hacı efendi Nigar'ın kim olduğunu da, evinde ne işler çevirdiğini de uzun zaman bilmez, ancak mahallelinin saka Abdi tarafından (kuyruk acısı nedeniyle) ayaklandırılması ile Nigar'ın kimliği ortaya çıkar. Bu arada Nigar'ın öz kızı Bedide hoca efendinin Narçın adlı kalem efendisi oğluna kaptırır gönlünü ki bu da öykü içinde öykü giriftliği sağlar oyuna.

Ne zaman yazıldığı belli değil, ancak Tuluat Ustaları: Salihler, Kel Hasanlar, Abdiler, Naşitler ve Dümbüllüler gibi; bu ve benzeri oyunları, Karagöz perdesinde ve Orta Oyunlarında yaşatarak günümüze kadar getirdiler. Oyunu yeniden ele alan yazar Sadik Şendil, Kanlı Nigar'ı epik bir tarzda yazarak çağımıza uyarladı.

Nigar'ı altı yaşında köyünden ve tarlasından ayırıp İstanbul’da zengin bir Konağa verirler. Nigar 13 yaşında iken Konağın sahibi tarafından tecavüze uğrayıp sonrada sokağa atılır. Başından bir sürü acı olaylar geçtikten sonra, yaşamını sürdürmek için yanına aldığı bir kaç kızla erkekleri eğlendirerek geçimini sağlamaya baslar. Nigar, kendisini iğfal eden Agâh efendiyi bulur ve onu oyuna getirerek; sucunu ve gerçekleri itiraf ettirmek ister. Ama onu bekleyen bir sürü zorluk ve sürprizler vardır.

Din ile yakından ilişkili kesimin toplumsal kokuşmuşluktan ve ahlaksızlıktan yalıtılmış olmadığını, bilakis cehennemin kapısını hacılarla hocaların açacağını inceden bildiren bir eserdir.

Oyunu, Kadir Yüksel yönetmiş. Kadir Yüksel nevi şahsına münhasır aydın bir şahsiyet. Birikimlerini, hocalık yaptığı üniversitede paylaşan, kişilik sahibi, yakinen tanıdığım takdire şayan önemli bir şahsiyet. Tam bir edebiyat aşığı.

Kanlı Nigar’ın on binlerce farklı sürümle sahnelenmesi yaratıcılığını engellememiş. Aksine böylesine tarih olmuş bir oyunu sahneleme cesareti göstermiş. ‘Aman yine mi Kanlı Nigar’ diyen ön yargıları kırmak için bu tarihi oyunu tarihsel bir figür olarak kullanmış. Oyundaki tarihi karakterleri bizden biri yapmak yerine artık müzeye kaldırıldığına kanaat getirip bizi de geçmişte yolculuğa çıkarmayı amaçlamış.

Peki, oyunu sahneleme konusunda ne tür bir yaratıcılık kullanılmış? Oyunu geleneksel motiflerinden kurtarmayıp yaşanan süreçte işlemeye ve izleyeni de bu anlamda geçmişte yolculuğa çıkarırken oyun karakterlerini tarihi figür olarak kullanıyor. Ve sahneyi bir müze olarak tasarlıyor. Sahnenin soluna yerleştirdiği canlı müzik ve sahnenin tam ortasına koyduğu çok amaçlı Nigar’ın evini, önüne yerleştirdiği platformlarla figürleri bal mumu olarak hayal etmiş. Ve bu düşüncesiyle bu tür oyunları görmek istediği yerin de sahneden mesajını veriyor.

Oyun öncesi dev perdeye Sadri Alışık ve İsmail Dümbüllü’nün oynadıkları oyunların videolarını aktarılmış. Bu müthiş videoyla tarihin o mistik yolculuğuna daha oyun başlamadan gitmemizi sağlıyor. Aynı zamanda salonun duvarlarına Türk tiyatrosunun can damarları olan ustaların resimleri asılarak tam anlamıyla bir müze havası yaratılmış.

Gel gelelim oyunun müze görevlisi rolünde oynayan genç oyuncunun sahnenin sağ tarafında yer alan o makineyi çevirmesine gerek var mıydı? Oyun başlıyor- Ay resmi- Güneş Resmi- 15 Dakika Ara- Son- gibi şeylerin resmini göstermeye neden ihtiyaç duyuldu anlayamadım. Zaten temiz bir ışıkla gece- gündüz olguları destekleniyordu. Ayrıca müze görevlisinin bu makineyi kullanmak için yerli yersiz sahneye çıkması, oyunun büyüsünden uzaklaştırmış.

Bu anlamda bana göre bir çelişki söz konusu. Oyunun tarihsel bir motif içerisinde yer almasına karar veren yönetmen bu olguyu oyun öncesi video, salonun duvarlarına astığı ustaların resmi ve müze anlayışıyla bunu destekliyor. Hatta oyun başlarken müzemiz kapanmıştır deniyor. Ve bu görevli heykellerin önündeki engelleri kaldırıp canlandırıyor. Oyun biterken de canlı müzikten müzemiz açılmıştır denip engeller koyularak tekrar müze havası veriliyor. Ve yaşanan şeyler hayal dünyası içerisinde ilerliyor. Ama müze görevlisinin devamlı sahneye çıkıp oyunu o büyüden uzaklaştırıp yabancılaştırıyor.

Ya, tam anlamıyla seyirlik epik bir olgu sağlanmalıydı. (Ki oyuna hizmet eden anlayışta bunu kabul eder) Ya da o tarihsel motif içerisinde başlayıp bitmeliydi. Yönetmenin öncelikle buna karar vermesi gerekiyor. Oyun işleyiş açısından bir sıkıntısı yaşamıyor. Akış olarak da sırıtan bir tarafı da yok. İzleyici açısından zaten çalgılı çengili hoş bir izlence söz konusu. Yaklaşık 2.15 dakika süren oyun izleyiciyi sıkmıyor.

Ama epik ile yabancılaştırma arasında ince bir çizginin olduğunu yönetmen elbet benden iyi bilir. Bu çizginin dışına taşarsa oyun amacından uzaklaşabilir ve çelişki yaşayabilir.

Oyunun künyesine büyük uğraşlar vermeme rağmen ulaşamadım. Tiyatronun web sitesinde de yer almıyor. Ama genel olarak değerlendirmek gerekirse, Abdi ve Kanlı Nigar rolleri oyunun fitilini ateşleyen iki karakter. İki rolde de oyunculuklar bu zor ve amansız yükün altından başarıyla kalkıyorlar. Dans sahneleri daha hareketlenebilir, Kanlı Nigar ve kızları, temsil ettiği zümrenin gerektirdiği davranış biçimini sergileyebilirlerdi. Yani daha görsel bir olguya girişilebilirdi.

Canlı müzik konusunda söylenecek pek bir şey yok. Ama parça seçimleri daha hareketli ve oyuna hizmet eden anlayışta olabilirdi. Işık, oyun seyri içerisinde birkaç yer dışında genel ışık verildi. Gece ve gündüz motifleri dengeliydi.

‘Tiyatro Sporu’ adı altında doğaçlama gösterilerle adını duyuran Oyun İstasyonu, Gülabi Turan yönetiminde yoluna devam ediyor. Okullu-alaylı birçok oyuncusuyla Kocaeli’nin sesi olmuş durumda. Bunun yanı sıra tiyatro gösterileriyle de geniş kitlelere hitap etmiş bir ekip. Gelecek sezon için şimdiden başarılar diliyorum bu genç ve usta ekibe.

Yolunuz açık olsun…

İhsan Ata

Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 571
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
'Ağaçlar Ayakta Ölür' - Nevra Serezli ve Tiyatro Kare (Füsun Akmen Balkaya)
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • GSM 8.Amatör Tiyatro Festivali'nde, Savaş Aykılıç'ın Not Defterinden - Evlenme, Maltepe Üniversitesi Oyunculuk Bölümü (Savaş Aykılıç) - 6/4/2010
  • Askerlik Bitti (Arda Aydın) - 6/4/2010
  • Şişli Terakki Gençlik Tiyatroları Festivali'nin ardından… (Ümit Kireççi) - 6/1/2010
  • Cadıların Çığlığı - Hekate'nin Şarkısı (Cüneyt İngiz) - 6/1/2010
  • İstanbul Hatırası (Cüneyt İngiz) - 6/1/2010
  • Dört Başı Mamur Kuruç (Tuncer Cücenoğlu) - 5/26/2010
  • Kıbrıs Yakındoğu Üniversitesi'nin Yeni Tiyatrocu Adayı Mezunları (Üstün Akmen) - 5/26/2010
  • Bir Yaz Gecesi Rüyası ve KOÜ SSB (İhsan Ata) - 5/24/2010
  • Türkiye'de Kadın Olmak ile Dünyada Kadın Olmak Arasındaki Fark Nedir? (Asmin N. Singez) - 5/24/2010
  • Münchner Kammerspiele - Dava - Kafka- 17.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali (Melih Anık) - 5/24/2010
  • Kanlı Nigar - Oyun İstasyonu (İhsan Ata) - 5/21/2010
  • King Kong'un Kızları ya da Bakıcı Terörü (Savaş Aykılıç) - 5/21/2010
  • Yahu Malkovich, Bu Ne Biçim Kitsch?: Şeytani Komedya (Üstün Akmen) - 5/21/2010
  • Kadınlar Savaş ve Komedi Üzerine (Cüneyt İngiz) - 5/20/2010
  • -Bir Festival- ki Sormayın, Sürüyor! Süründürüyor... (Dündar İncesu) - 5/20/2010
  • Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali ve Bir İstek (Fatma Babuşçu) - 5/20/2010
  • Tiyatrocu Kadınların İmza Kampanyası Hakkında... (İmza Kampanyası) - 5/18/2010
  • Sokaklarda Bir Hayalet Dolaşıyor! (Tufan Taştan) - 5/18/2010
  • Aleksey Maksimoviç Peşkov MADRE (Yurdagül Yurtseven) - 5/18/2010
  • Kuş bakışı Malkovich: Bir Okuma gecesi… (Rengin uz) - 5/18/2010
  • Bireyden Toplumsala Şiddet Sarmalı (Metin Boran) - 5/12/2010
  • Trabzon'daki Tiyatro Şöleni, Cumartesi Akşamı Perde Kapatıyor (Üstün Akmen) - 5/12/2010
  • Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali'nin 11.si Başladı ve Özlem Türkad (Üstün Akmen) - 5/7/2010
  • Nurullah Tuncer, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Görücüye Çıkıyor: İntiharın Genel Provası (İhsan Ata) - 5/1/2010
  • Kerem Gibi (Dündar İncesu) - 4/29/2010
  • Aşkta, Kırıldığı Yerden Keskinleşen Yolculuk: Dar-ül Love (Üstün Akmen) - 4/29/2010
  • Aşkta, Kırıldığı Yerden Keskinleşen Yolculuk: Dar-ül Love () - 4/29/2010
  • Hayat Popüler Değildir: KOHELET (Yurdagül Yurtseven) - 4/28/2010
  • Tiyatroyu Yeniden Tartışmak (Metin Boran) - 4/28/2010
  • Tuncer Cücenoğlu'nun ÇIĞ'ı, Krasnodar'da Ayakta Alkışlandı (Üstün Akmen) - 4/28/2010
  • Amatör (Dündar İncesu) - 4/28/2010
  • İmza Kampanyası - Tiyatrocu Kadınlar Siirt'te Yaşanan Olayı Protesto Ediyor! (İmza Kampanyası) - 4/23/2010
  • Gizli Aşk, Aşkın Gizli hali ya da; Rita (İhsan Ata) - 4/23/2010
  • Tiyatro Sezonu Sona Ererken - Bitsin Bu Boşvermişlik! (Metin Boran) - 4/21/2010
  • Tiyatroda Oyun Seçimi ve Anlamı Üzerine bir Deneme… (Melih Anık) - 4/20/2010
  • APARTMAN ya da Yalnızlığa Atılan Düğüm (Pınar Çekirge) - 4/20/2010
  • Yiğit Sertdemir'den bir Çığlık: Fail-i Müşterek (Melih Anık) - 4/7/2010
  • Artık Hiçbir Yer... (Oya Palay) (Pınar Çekirge) - 4/7/2010
  • Kemal Başar'dan Postmodern Bir Uyarlama… Romeo ve Juliet (İhsan Ata) - 4/7/2010
  • Tamer Levent Gene Sahnede ve Gene Yüceliyor: Yalancının Resmi (Üstün Akmen) - 4/7/2010


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    5 Kasım'den itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları, Özel Tiyatrolara Kasım Ayında da Sahnelerinde Yer Veriyor
    oyun atölyesi'nde yeni sezon başlıyor...

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |