| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Antalya DT'den yeni bir nefes: Toros Canavarı
Merve Ateş



Çerezlik bir eğlence değildir tiyatro. Tüketmek yerine bünyeye katmaktır lezzet veren. Dağarcıkta kalan bir replik, ölümsüzleştirir izlenen oyunu…

Antalya Devlet Tiyatrosunda Ali Meriç rejisiyle Aziz Nesin’in büyük eseri Toros Canavarı sahneleniyor. Oyunun prömiyerindeyim.

Nuri Sayaner’in evindeyiz. Kirasını düzenli olarak ödeyen, kurallara uyan, polisten, mahkemeden, ev sahibinden, kabadayılardan hatta eşinden korkan bir sade vatandaş Nuri Bey. Edilgen dünyasında küçük bir gürültüden bile tedirgin bir baba. Hikaye bu ya, yeri göğü inleten azılı katil Toros Canavarı bizim Nuri Beymiş.

Trajikomik bir hikaye Toros Canavarı. Etliye sütlüye karışmamış, metne sadık kalmış, stabil bir çizgide yürümüş yönetmen. Oysa malzemeden kısmaz Nesin Usta. Cevheri bulup, gün ışığına çıkarmak kalır geriye. Temel karakterler dört kişilik çekirdek aileden ibaret. Bitmek bilmeyen ağır tempolu sahneleri; aşağı düşen göz kapaklarımızla birlikte kimi zaman Nuri Bey, kimi zamansa ev sahibi ve kabadayı yükseltiyor. İlk perde çok uzun geliyor, ikinci perde bıçak gibi kesilerek bitiyor; dengeli bir paylaşım istiyoruz. Oyunun genelinde kenarda dalgalara karşı yüzüyoruz, bir türlü derinlere inemiyoruz. Metindeki tüm mesajlar başarıyla iletilse de, hazımsızlık sorunumuza deva bulamıyoruz; bol diyaloglu sahneler düşük tempoda algımızı bulandırıyor.

Nuri Bey’i oynayan Fatih Kahraman; oyunun lokomotifi, sebeb-i minnetimiz. Nuri Bey’in pısırık, kibar, naif, komik hallerini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor; aksayan anları tebessüme dönüştürüyor. Vücut formları rolü ile öyle uyumlu ki, kostüm desteğine dahi ihtiyacı yok dedirtiyor. Nuri Bey’den yalnızca en sevdiği şarkıyı detone olmadan söylemesini dilerdim, çünkü oynadığı karakter müzikle yakından ilgilenen birisi gibi geldi bana. Onun dışında Fatih Kahraman, oyununu yarıda kesen alkışların hakkını fazlasıyla veriyor.

Mihriban’ı oynayan Senem Şahin; kıskanç ve vesveseli eş rolüyle karşımızda. İnandırıcılık konusunda tatmin edici bir performans sergileyen oyuncu, düz ve kendi içerisinde tutarlı bir karakter çıkarmış. Ancak mütevazı bir memur eşi yerine, varlıktan yokluğa düşmüş bir asille evli olduğu etkisini hissettiriyor. Mihriban Hanım’ın, eşini kıskanan halleri ile bir seri katilin eşi olmanın verdiği güçten hoşlanan hallerini izleyebilmiş olsak da, farklı nüanslar görebilmeyi isterdim.

Evin oğlu Metin’i oynayan Sedat Mayadağ; tıbbiye öğrencisinden çok liseli ergen etkisi bırakıyor. Korkak olması dışında karakteri hakkında fikir edinmek mümkün olamıyor. Sesini ekonomik kullanması gerektiğini düşünüyorum, bazı yerlerde soluksuz kalmasından endişeleniyorum. Sedat Mayadağ’ın potansiyelinin tamamını kullanarak oynamadığını düşünüyorum.

Evin kızı Gülay’ı Gerçek Sağlar oynuyor. Evde kalmış, çıplak erkek görünce çığlık çığlığa kalan Gülay’ın en büyük hazinesi çeyizi. Yeri geliyor ağabeyinden daha cesur davranıyor, ancak üzerine titreyen yufka yürekli babasına gereken özeni gösteremiyor. Oyunda baba-kız ilişkisi irdeleniyorsa da, o bağ daha güçlü bir şekilde hissettirilseymiş daha iyi olurmuş diyorum. Gerçek Sağlar’ın sesi bazı yerlerde mırıltı gibi çıkıyor, sözleri anlaşılmıyor.

Ev sahibi Ziyade Hanım’ı Ebru Sırkıntı oynuyor; öylesine keyifli ve sahici bir performansı var ki, yürek dolusu bir alkışı hak ediyor. Bulunduğu sahneleri tam anlamıyla uçuruyor; “Nuri Beeeeeeeey” derkenki tonlaması, jestleri, mimikleriyle çok başarılı bir oyun çıkarmış. “Ukala” ve “yağcı” arasındaki keskin geçiş tadından yenmiyor. Çok dozunda bir şiveyle oynuyor, adeta can simidi oluyor. Ziyade Hanım’ın sahneden çıkışını; annesini yalvaran gözlerle uğurlayan çocuklar gibi karşılıyorum, gitmesin istiyorum.

Kabadayı alt komşuyu Selim Türkışık oynuyor; arz-ı endamıyla Ziyade Hanım gibi karamsar havayı olabildiğince dağıtıyor. “Tamam mı? Tamam” repliği hoş bir melodi olarak kulaklarda çınlıyor. Kendine özgü yürüyüşü, sahneyi kullanışı, beyaz çorapları, yumurta topuklu ayakkabıları ile göz dolduruyor. Ancak bu karakterin “yağcı” hali, “ukala” halinin gölgesinde kalıyor, biraz geçiştirildiği intibası uyandırıyor.

Orta direk bir ailenin evinde olmamıza rağmen, salon dekoru bana gereğinden fazla gösterişli geldi. İnanmadım işte bu ailenin kira artışının üstesinden gelemeyerek sokakta kalma tehlikesi yaşadığına. Fakat fondaki “hüviyet”ler hoş bir fikir olmuş, dekoru renklendirmiş. İlk perdede bir kısa film izliyoruz; en ön sıralarda oturduğumuz halde sesleri duyamıyoruz, görüntülerse flu. Karakol dekoru kullanma külfetinden kurtulmak istemiş bence yönetmen. Biraz da devir değişti, teknoloji ilerledi dedirtmek de söz konusu olabilir. Karakol dekoru problem yaratacak idiyse, perdeye fotoğraflar yansıtılıp sadece sesleri duyabilirdik gibime geliyor. Bir de dekorların arasındaki boşlukların arkasında dolaşan oyuncuları görmek dikkatleri dağıtıyor.

Dönemine uygun kostümler başarılı bir şekilde götürüyor bizi geçmişe. Ancak dekorda olduğu gibi anne ile kızın kostümleri fazla aristokrat. Şık sabahlıklar ve elbiseler geçim sıkıntısı yaşayan bir ailede sakil durmuş; baba ile oğlun çubuklu pijamaları daha samimi.

Müzik namına duyduklarım; üst kat komşusunun Sayanerler’e rahatsızlık vermek için çaldığı dönemin yerli ve yabancı şarkıları ile Nuri Bey’in kendi sesinden de dinlediğimiz en sevdiği şarkı. Bunun dışında bir şey duyduysam da hatırlamıyorum. Oyunda müzik kullanımına daha çok yer verilseydi daha lezzetli olabilirdi diye düşünüyorum.

Coşkulu bir finalle ayrılıyoruz salondan, Nuri Bey ince tellere dokunarak son sözlerini söylüyor. Hatırı büyük fakat, ikinci bir şansı hak ediyor…

Merve Ateş
avmerveates@hotmail.com

Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 203
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Ankara Devlet Tiyatrosu 70. Yıl ve 'Lüküs Hayat'
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Biz sizler için öldük, ülkemiz için değil! (Yurdagül Yurtseven) - 3/7/2012
  • Tanrı, Kullarına Ankara'da Mozart ile Ulaşıyor: Don Giovanni (Üstün Akmen) - 3/7/2012
  • Gogol'un Palto'su Eskişehir'de Bulundu! (Füsun Balkaya) - 3/5/2012
  • -Yerin Altında- İzmir Devlet Tiyatrosu'nda (İhsan Ata) - 3/5/2012
  • Bölge Hastanesi – Tiyatro Adam (İsmail Can Törtop) - 3/1/2012
  • Kent Oyuncuları'ndan Ölümüne: Düşünceyle Sömürmek (Melih Anık) - 3/1/2012
  • Romanı Tiyatro Dilinde Anlatmak: Finazzer Flory İstanbul'daydı (Üstün Akmen) - 3/1/2012
  • Geri Kalmışlık Dev Aynasında: Şakayla Söyler Haldun Taner (Üstün Akmen) - 2/29/2012
  • Rosenbergler Ölmemeli Tamam da Ya Çakallar? (Arda Aydın) - 2/28/2012
  • Alain Decaux'ya Açık Mektup (Melih Anık) - 2/28/2012
  • Antalya DT'den yeni bir nefes: Toros Canavarı (Merve Ateş) - 2/28/2012
  • Yerli Oyunlara Yapılan Haksızlık (Hayati Asılyazıcı) - 2/24/2012
  • Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Kakofonik Bir Orkestra (Melih Anık) - 2/24/2012
  • Onca Yoksulluk Varken (Yurdagül Yurtseven) - 2/23/2012
  • Kabare Dev Aynası / Şakayla Söyler Haldun Taner (Ahmet Önel) - 2/22/2012
  • Enis Fosforoğlu Tiyatrosu'nda Bir Dönem Komedisi: Şıpsevdi (Üstün Akmen) - 2/22/2012
  • Önce Ekmek Gelir, Sonra Ahlak*: Ben Bertold Brecht (Üstün Akmen) - 2/22/2012
  • Kızmayın İskender Pala'ya! (Melih Anık) - 2/18/2012
  • İstanbul'un yitirilen değerlerine selam olsun: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi (Rengin Uz) - 2/17/2012
  • İskender Pala'nın Yazısı Üstüne (Arda Aydın) - 2/17/2012
  • Tiyatroya Pala ile saldırmak (Metin Boran) - 2/16/2012
  • Karıncalar (Ankara Devlet Tiyatrosu) - Mayına Bastın, Kımıldama! (Melih Anık) - 2/16/2012
  • Perşembenin Hanımları: Gözyaşı dediğin nedir ki? Su işte (Pınar Çekirge) - 2/16/2012
  • Buyruk Dinleyen Sanat, Sanat Değilse Peki Bu Ne?: Koca Sinan (Üstün Akmen) - 2/15/2012
  • Bursa Devlet Tiyatrosu'nda Bir Amerikan Yavanlığı: Yolculuk (Üstün Akmen) - 2/15/2012
  • Tiyatro Ak'la Kara'da Bir Cooney Vodvili: Tom, Dick ve Harry (Üstün Akmen) - 2/15/2012
  • Ve O Bir Daha Asla Ağustos'ta Isınamadı- Kıraç Arascan Dönmez (Simge İçen) - 2/14/2012
  • Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ve Tiyatro Binaları (Melih Anık) - 2/14/2012
  • Taksim'in Göbeğinde Bir Cezaevi… Disko 5'Nolu… (İhsan Ata) - 2/13/2012
  • Zırhlı Kurt - Hakkınızı Helal Ediniz Sevgili Ustalarımız (Can Murat Yaşar Şengel) - 2/13/2012
  • Tiyatro Yaşamın Kendisi GİBİdir Aslında! (Pınar Çekirge) - 2/13/2012
  • Doğu'nun ve Batı'nın Tanrıları -ANTİGON- Oyununun Hindistan Turnesi'nde Buluştu (Savaş Aykılıç) - 2/13/2012
  • Hem İyi İnsan Olmak, Hem de Ayakta Kalmak: Sezuan'ın İyi İnsanı (Üstün Akmen) - 2/8/2012
  • İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar ve İşte Başarı! (Füsun Balkaya) - 2/8/2012
  • Bir Raftan Bir Sahaftan: Reji Sanatı - Tiyatro Yönetmeninin Çalışması (Kadir Yüksel) - 2/8/2012
  • Duru Tiyatro'da Mikro Kosmos: Sondan Sonra (Dennis Kelly) (Melih Anık) - 2/7/2012
  • Tom, Dick ve Harry; mantık aramayın, gülmeye bakın (Rengin Uz) - 2/7/2012
  • Sahnedeki Eylemin Sahne Sahne, Şarkı Şarkı Sıraya Konulmuşu: İstanbulname (Üstün Akmen) - 2/3/2012
  • Ne Kadar Yakınlaşırsanız, O Kadar Acı Çekersiniz: Yaklaştıkça (Üstün Akmen) - 2/3/2012
  • Yücel Erten Rejisi ile Brecht: Sezuan'ın İyi İnsanı (İstanbul DT) (Melih Anık) - 2/1/2012


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    17 Şubat'tan itibaren her PAZARTESİ Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Hangisi Karısı, 5. Sezonunda!
    Istanbul Fringe Festival - Uluslararası Performans Sanatları Festivali (18-22 Eylül 2019)

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |