| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Ödül - Liman Tiyatro
Üstün Akmen



 
Özyağcılar ve Yıldız ile tanışmakta sakın geç kalmayın: ‘Ödül’
Kim diyor tiyatronun işlevi bitti, tiyatrolar batıyor diye, kimler diyor bilemiyorum ama şaşarım böyle düşünenlerin akıllarına. Tiyatronun battığı, batacağı falan yok. Bir gereksinimi karşıladığı sürece tiyatro hep olacak, bu böyle biline. Üstelik tiyatro gibi, izleyicisi sadık mı sadık başka sanat dalı yok ki! Peki sorun ne? Sorun, çok sayıda insana ulaşılamıyor olmasında… Sorun, ekonomik nedenlerde… Sorun, büyük kentlerdeki bezdirici trafik karmaşasında… Sorun, tiyatro sahnelerinin kapasitelerinin yeterli olmayışında… İyi salon yok, tamam da ekonomiye yönelik planlamamız da yok. Vazgeçtim ekonomik planlamadan, kültürel planımız yok. Günlük yaşayan bir toplumuz biz. Bu eksikliğimiz, teknik eksikleri doğuruyor. “İyi” olarak nitelendirdiğimiz salonların çoğunda ışıklandırma ve seslendirme altyapısı yeterli değil, kimse aldırmıyor. Devlet, sanatın lambasına ha “püf” dedi, ha “püf” diyecek.

Kazın ayağı meselesi
Ama yoook… Kazın ayağı öyle değil. Kaçmak yok. Gençlerimiz kaçmıyor. Kollarını sıvıyor, tiyatroya soyunuyor. İşte DOT, işte Tiyatro Z, işte Oyuncular Kahvesi, diğerleri ve işte Liman Tiyatro.
Ece Okay Işıldar, Ergün Işıldar, Bilge Çetintürk, Defne Sesin Okay, Gökçe Okay Delagrange, Hande Okay el ele tutuşmuşlar Liman Tiyatro’yu kurmuşlar. İlk oyun olarak da, oyunları bugüne değin on beş dile çevrilerek dünyanın pek çok yerinde oynanan Kanadalı oyun ve roman yazarı Carole Frechétte’in “Ödül-Jean et Beatrice” oyununu sahneye taşımışlar. Biri 22, diğeri 25 yaşındaki iki oyuncuyu da oynatmışlar.

Oyunun konusu
Beline kadar uzun saçlarıyla prenseslere benzeyen Beatrice, bir gökdelenin otuz üçüncü katında “şövalyesini” beklemektedir. Beatrice, kentin her yerine, kendisini etkileyecek, duygulandıracak ve cezbedecek kişiye tatminkâr ödül vaat eden ilanlar asmıştır. Ödül avcısı Jean ise ödülün üç aşamalı koşulunu yerine getirmeye hazırdır. Bu özetin özetinden de pekâlâ anlaşılabileceği gibi “Ödül” keyifli, simgesel motiflere bezenmiş bir oyun. Carole Frechétte, kadın-erkek ilişkilerini mizahi bir dille ele almış, mıncıklamış, eleştiriler getirmiş. Bir anlamda materyalist bir insanla, idealist bir insan karşılaştırması gibi. Ama bu kadarla kalmıyor. Carole Frechétte, karakterleri birbirlerine değmeden teğet geçirmeyi deniyor. Bir kadın ve erkeği, açılamayan penceresi, kilitli kapısı olan bir odada buluşturup ne yapacaklarını dikizliyor. Sonuçta kadın ve erkeğin duygularını, tutku ve çatışmalarını fırtınalı bir biçimde buluşturuyor, hiç bitmeyen ve her zaman ilgi çekecek olan çatışmaları ironik bir tarzla ele alarak izleyiciye karbonat niyetine veriyor. Masalsı aşk özlemi… Varlığımızı gerçek yapanın ne olduğu sorusu… Modern toplumun, tüketim girdabına kapılan insanının içine düştüğü boşluk duygusu… Yapaylıklar… Arayışlar… Ego tatmini için duyguyu parayla bastırma çabası…

Yönetmenin yapmak istediği
Ece Okay Işıldar, özü etkilerin büyütülmesinde bulmuş. Onları daha da büyütmek, altlarını çizmek, olabildiğince vurgulamak istemiş. Tiyatroyu, ne tiyatro ne de edebiyat olan ara bölgenin ötesine itmiş, aradığı uygun çerçeveye oturtmuş. Elindeki ipleri gizlemek istememiş, aksine onları daha da görünür kılmak için gülünç olanın temeline inmek için; karikatürleştirme alanlarına inmek, abuk güldürü öğelerinin sönük ironisini aşmak için yollar denemiş. Her şeyi ani ataklara, trajiğin kaynaklarının yattığı noktaya dek itmiş.

Işıldar’ın bana benimsettiği gerçek
Oyunu izlerken, bir yandan da neyi sevdiğimi düşündüm. Ece Okay Işıldar’ın ereğine varmak için, tiyatronun doğru etki yaratacak yöntemlerle çalışması gerektiğini; gerçeğin kendisinin, izleyicinin bilincinin, onun alışılmış düşünce aygıtı olan dilin yerinden oynatılması, tersyüz edilmesinin gerektiğini; böylece izleyicinin birdenbire yeni bir gerçeklik algısıyla yüz yüze geleceğini savunduğunu saptadım ve ne yalan söyleyeyim, hemen başlarında oyunu benimsedim. Kökten ve temel bir yabancılaştırma beni etkiledi. Ece Okay Işıldar, doğru ve yanlışı benimsenemez bir karışım olarak izleyiciye sunmuştu. Esasında yabancılaştırma, ona göre gerçeğin benzetmesinden kaçıştı.

Nasıl bir sahneleme ve nasıl bir yaratıcı kadro?
Sahneye koyucu, hiç kuşkum yok ki her bir sözcüğün, her bir eylemin anlamını uzun uzun düşünmüş. Doluya koymuş, boşa koymuş, tartmış. İpuçlarından yola çıkarak oyunun anlamına varmış, karakterleri çözümlemiş. Esere, yazarın görüş noktasına en yakın köşesinden bakmaya çalışmış. Ancak, keşke finali bir kez daha gözden geçirseymiş diyeceğim, muhtemelen alınacaklar. Beatrice, yeni gelen adaya odanın/salonun ortasından değil, keşke kapıya seğirtirken “Kim o?” diye seslenseymiş.
Diğer taraftan, Bilge Çetintürk’ün irili ufaklı elmalardan ve pet su şişelerinden oluşturduğu dekor, turne kolaylığı açısından belki “matluba uygun”, ama tiyatronun arketipleri, oyunun özü, yazarın dili açısından pek uydurma. Yazarın ve ona bağlı olarak yönetmenin yeni bir dramatik gelenek yaratma çabasının merkezine yerleştirdiği kopuk düşünce gücünün ötesindeki gerçeği içinde toplayan bir yardımcı dili yok Bilge Çetintürk’ün.

Kostümler de Çetintürk’ün
Kostümleri de pek beğenmediğimi söylemeden geçemeyeceğim. Zeynep Özyağcılar’ın hareket özgürlüğü düşünüldüyse bile, Beatrice’in ayağında neden “pabet ayakkabı” değil de beyaz lastik ayakkabı var diye de sormadan edemeyeceğim. Sahneye konuluşta ışık tasarımının olmamasınıysa, her ne kadar “ekonomik” boğazlanmaya ve sabit salonsuzluktan doğan teknik olanaklara bağlı olduğunu tahmin edebiliyorsam da eleştireceğim. Böylelikle, iyi bir ışık tasarımının oyundaki duyguyu, düşünceyi, zaman ve mekân kavramlarını, atmosferi, derinliği sağlayacağına olan inancımı yineleyeceğim.

Genç oyuncuların başarısı
Oyuncular derken, öncelikle Tankut Yıldız’ın yumuşacık Jean yorumuna değinmeliyim. Tankut Yıldız; var olan olguları, olguların sıralanışını ve olguların birbirleriyle olan dışsal fiziksel ilişkilerini iyi öğrenmiş. Helal olsun! Oyunun olgularını bir yaşam tarzı ve türünden, toplumsal bir durumdan türetmiş, bu nedenle oradan daha derin bir varoluş düzeyine kolayca inebiliyor.
Geçtiğimiz sezon izlediğimiz “Leyla ile Mecnun”da kalabalık kadro arasından cımbızla çekerek mercek altına aldığım Zeynep Özyağcılar ise Beatrice’in kuru malzemesini elbette yönetmenin de yardımıyla yoğurup şaşılacak bir başarı grafiğiyle yaratıcı amaç haline getirmiş. Beatrice’e ruhsal yaşam ve içerik kazandırmış. Teatral olguları ve koşulları ölü öğelerden, yaşayan, yaşam veren öğelere dönüştürmüş. Olgu ve olayların kuru kaydına yaşama şevki aşılamış. Yazar ve yönetmen tarafından önerilen koşulları, canlı bir biçim ve biçem içinde yeniden yaratmış.

Liman Tiyatro, ilk oyunları “Ödül”le, bana sorarsanız sınıf atlamış.
(Caddebostan Kültür Merkezi’nde-11 Ocak 2008 Saat 20.30’da / Telefon: 0216 386 29 49-467 36 00-3 Hat)

(Usta oyuncu, yönetmen, oyun yazarı, karikatürist, grafiker Savaş Dinçel’i geçtiğimiz cuma günü “tahta”nın üstünden sonsuzluğa uğurlamış olmanın onulmaz acısı hâlâ içimizde. Pazar akşamıysa, yaş haddinden emekli ünlü tiyatrocu, seslendirmeci Ayşegül Devrim’in jübilesini “Sanatçı emekli olmaz” çığırışları arasında yaptık. Ayşegül Devrim, sahnelere veda etmediğini “tahta”nın üstünden bas bas bağırarak ilan etti, içimize buzlu sular serpti. Ayşegül Devrim; sen çok yaşa, sahnelerimizden eksik olma e mi?!..)
 
Üstün AKMEN
Evrensel Gazetesi


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Kemal Özben - ( 1/14/2008 )
Oyunu geçtiğimiz hafta ben de izledim. Sayın Akmen’in değerli eleştirilerinin neredeyse tamamına katılıyorum. Oyunu tüm tiyatro sevenler izlemeli. Oyunun oluşmasını sağlayan herkesi tebrik ederim. Böyle güzel bir oyunu yaratıp bize sundukları için bir İstanbul’lu olarak tüm yaratıcı kadroya teşekkür ederim. Jean karakterini canlandıran Tankut Yıldız’ın müthiş performansı beni çok etkiledi. Sanki oynamıyordu, bütün vücuduyla yaşayan gerçek birisiydi sahnede. Beatrice rolündeki bayan da oldukça başarılıydı. Her ikisininde yolu açık olsun. Türk seyircileri hazır olsun ileride bu gençleri, daha çok izleyeceğiz sanırım.

meltem kuziş - ( 1/30/2010 )
tankut yıldız müthiş bir oyuncu mükemmel esnek ve süper bir oyuncu özyağcılarıda çok başarılı buluyorum.süper ikili

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 435
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Süt Kardeşler - Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu 2020
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • TÜRK TİYATROSUNUN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ ÜZERİNE (Mesut Vural) - 1/1/2008
  • TİYATRONUN YALNIZ ÇIRPINIŞLARI (Ahmet Şefoğlu) - 1/1/2008
  • Ayıptır Şaşırması (Ali Erdoğan) - 12/29/2007
  • Kadıncıklar 2007 – Sadri Alışık Tiyatrosu (İsmail Can Törtop) - 12/29/2007
  • HARCANAN BİR ÇEHOV OYUNU: ÜÇ KIZ KARDEŞ (Ahmet Kara) - 12/28/2007
  • Oyunun Oyunu - Yasemin Yalçın Tiyatrosu (Üstün Akmen) - 12/28/2007
  • Kim O? – Tiyatrokare (İsmail Can Törtop) - 12/27/2007
  • Tiyatrotem'den Modern Tartuffe (Ahmet Kara) - 12/27/2007
  • Ödül - Liman Tiyatro (Üstün Akmen) - 12/27/2007
  • Çocuk Şimdi Yenilik Yaptığını Sanıyor (Ali Çakır) - 12/27/2007
  • TUNCER CÜCENOĞLU`NUN AZERBAYCANDA OYNANAN OYUNU ÇIĞ-UÇQUN HAKKINDA AZERBAYCAN GAZETELERİNDE DE YAYINLANMIŞ BİR MAKALE (Rasim Aşın) - 12/24/2007
  • DALGA - DONKİŞOT TİYATRO (Yasemin Aktaş) - 12/24/2007
  • Gizli Hayatlar Sahnesi (Tiyatro Başka Bir Yer) - 12/23/2007
  • İHALEYLE TİYATRO OYUNCUSU ALMAK SİYASİ SOYTARILIKTIR (Üstün Akmen) - 12/23/2007
  • FA ve SOL (Dündar İncesu) - 12/23/2007
  • Dalga - Donkişot Tiyatro (Ahmet Kara) - 12/23/2007
  • Azerbaycan’daki Tuncer Cücenoğlu fırtınasından izlenimler (2) (Üstün Akmen) - 12/23/2007
  • Titanik Orkestrası - İstanbul Şehir Tiyatroları (Ezgi Toz) - 12/21/2007
  • Savaş Dinçel Vefat Etti - Üstün Akmen'in Mesajı (Üstün Akmen) - 12/20/2007
  • Tuncer Cücenoğlu’nun ‘Çığ’ı Azerbaycan’da alkışlanırken… (Üstün Akmen) - 12/18/2007
  • Kapıların Dışında - Altıdan Sonra Tiyatro (İsmail Can Törtop) - 12/17/2007
  • Savaş İkinci Perdede Çıkacak - İstanbul Devlet Tiyatrosu (Üstün Akmen) - 12/17/2007
  • Bernarda Alba'nın Evi - İstanbul Şehir Tiyatroları (Ömer Kavrut) - 12/15/2007
  • TEATRAL KAKAFONİ (Erdinç Yapan) - 12/15/2007
  • “YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ” OYUNU ÜZERİNE BİR ELEŞTİRİ DENEMESİ ! (Savaş Aykılıç) - 12/13/2007
  • Koca Bir Aşk Çığlığı - Aysa Prodüksiyon (Yasemin Aktaş) - 12/11/2007
  • Zamazingo (Trabzon Şehir Tiyatrosu) - 12/10/2007
  • Oyunu Bozuyorum - Sokak Tiyatrosu (Üstün Akmen) - 12/10/2007
  • Üç Kızkardeş - İstanbul Şehir Tiyatroları (İsmail Can Törtop) - 12/9/2007
  • Şerefe Hatıralar - Tiyatro Pera (Üstün Akmen) - 12/7/2007
  • Yolumuzu Bulalım (Kabare Dev Aynası) - 12/6/2007
  • Akıllı Bulut (Ali Erdoğan) - 12/6/2007
  • Ben Artist Olmak İstiyorum - Bursa Devlet Tiyatrosu (İhsan Ata) - 12/6/2007
  • 403. KİLOMETRE - (Özgür Sahne) - 12/5/2007
  • Haldun Dormen Söyleşisi (Yasemin Aktaş) - 12/5/2007
  • Kadıncıklar - Sadri Alışık Tiyatrosu (Üstün Akmen) - 12/5/2007
  • Kadinciklar (Sadri Alışık Tiyatrosu) - 12/3/2007
  • YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ (Çalgılı, Şarkılı Oyun) - İstanbul Şehir Tiyatroları (Ayşe Müge Gerdan) - 12/3/2007
  • Sahne Arkası Ekibi 9 Ay Son Gün Oyunundaydı (İsmail Can Törtop) - 12/1/2007


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    17 Şubat'tan itibaren her PAZARTESİ Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Hangisi Karısı, 5. Sezonunda!
    Istanbul Fringe Festival - Uluslararası Performans Sanatları Festivali (18-22 Eylül 2019)

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |