| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Dilek Türker kırk üçüncü yılında ama pes etmiyor: "Var mı sın"
Üstün Akmen



Profesyonel anlamda oyunculuk kendi özlemlerini, kendi varlığının anlamlama biçimini oluşturur denilir ve buna ancak yeteneğin olanak verdiği söylenir. Bence de öyledir ve hiç kuşkum yok ki oyuncu Dilek Türker bunlardan biridir. Kendini ifade etmek uğruna özlemlerini, kaygılarını, toplumumuzla ve dünyayla ilgili sevinçlerini seçmiştir. İşte bu nedenle, Dilek Türker’in insanı insan yapan bütün değerleri elittir.

Coğrafyayı oluşturan nedenler
Dilek Türker’i tanırsanız ve kendisiyle “özel” konuşursanız hemen anlarsınız: Tiyatro uğruna yaşama katlanmaktadır. Neden? Çünkü tiyatroya hem âşıktır, hem de göbeğinden bağlıdır. Tiyatro aşkına yaşamayı katlar, çoğaltır, tutkuyla sağaltır. Tiyatro onun bir anlamda coğrafyasıdır. Bu coğrafya içindeki pek çok şeyi bilir. Çok şeyi bildiğinden, çok şeyi birden içine sindirir. Ammaaa… İçine sindirirken, ne istediğini de bilir.
Tepeden tırnağa bütün vücut yapısını da, sahnede temsil ettiği karakterin parçası olduğunu da, eylemin belirli anlarında yüzünün, ellerinin, gözlerinin, saçlarının, parmaklarının, ayaklarının, sırtının herhangi sözlü bir anlatımdan daha etkili ve verimli olduğunu da, sanat eserinin değerinin estetik kuramlarından değil sanatçı ile yığınlar arasında kurulu ilişkilerden geçtiğini de bilir. İşte bu bilgiden kaynaklanan isteği, uğruna bedel ödenmeye ve acı çekmeye amirdir.

Tutku dolu kadın/lar
Tam acı çekerken, yorgunluk gibi insana ait birtakım zaafları kendi içinde tepetaklak ediverir. Alaşağı edilen zaaflar ona güç verir, çalışma zevki verir, yaşama keyfi verir. Bu keyfi tattığı süre zarfında Dilek Türker her zaman gerçektir, gerçekçidir. Gerçekçi olduğundan, değerlerinin ardındaki emek de fevkalade saftır ve her zaman sahicidir. Bu sahicilik içinde sevmekten korkmaz, sevmekten korkmadığı için sevmekten korkmayan kadınları oynamayı sever, seçer. Rosa gibi, Latife gibi, Vera gibi, Nakşidil gibi… Oynar. Kendilerine verilenlerle yetinmeyip değiştirmeye çalışan, güçlü, tutku dolu kadınlardır bunlar. Özdeşleşir.

Tiyatroya olan bağımlılık
Dilek Türker, tam kırk üç yıldır alevin fosfora bağlı olması örneği, tiyatroya bağlıdır. Tiyatro da, Dilek Türker’in tam kırk üç yıldır parlamasını sağlar.
Şimdi, diyeceksiniz ki; “Parlamak iyi de, Dilek Türker’in aşınması, yıpranması n’olacak?”
Yıpransa da, aşınsa da, parçalanıp paralansa da daha uzun yıllar verimliliğini alt ettiği güçlüklerle çarpıştıracak biridir o. Yeni oyunlar ve Türk tiyatrosuna yeni metinler kazandırma yönüyle Türk tiyatrosunda çok özel bir yere sahiptir, arar bulur çıkartır. 2008-2009 sezonuna da oyun arar tarar, öğrenciliğinden başlayarak yazdığı çok sayıda oyunu Devlet Tiyatroları ve özel tiyatrolarda oynanmış, TRT radyo ve televizyonlarında yayınlanmış değerli bir akademisyenin, Önder Paker’in “Var mı sın” adlı yepyeni bir oyununu Dilek Türker-Tiyatro Ayna olarak repertuvara alır.

Hangisi?..
Dilek Türker oyunu alır repertuvarına, alır almasına da benim önce oyunun adı aklımı çeler. “Var mısın” sorusunu, “yoksun” yargısına varmanın dayanılmaz hafifliği olarak algılayan aklımı; “var mısın” diye sual eylediğim karşımdakini, yaşamım boyunca bir anlamda artık kalmamış olarak saymış olan benim içimi, oyunu izleyeceğim akşama kadar kirpiler deler. Diğer taraftan bu soru, kendi kendini tedavi etmeye çalışan şizofreni hastasının bir kişiliğinin, diğer kişiliğine sürekli söylediği “telkin” sözü olarak da bilinir ya, merak giderek sabrımı zedeler.

Ne biçim meraksa bu benim merak..
Derken ve de “hangisi” diye düşünürken, gazete ilanlarında ve afişlerde oyunun adının “Var mı sın” olarak yazıldığını görürüm, merak salgım ikiye katlanır. Tanıtımlarda da oyun metninin kadın-erkek ilişkilerini, iletişim ve iletişimsizlik temalarını, telekomünikasyonun günümüzdeki yerini ve önemini, sanal dünya ve gerçekler arasında varlığını kanıtlamaya çalışan günümüz insanının komik durumlarını yansıtmakta olduğunu öğrenmez miyim? Öğrenirim.
Bir yerde daha yazmıştım, olsun gene de yineleyeyim, Alexander Dumas, oyun yazma konusunda “Çok kolay” demiş ve “birinci perde açık, son perde kısa, bütün perdeler ilginç olmalı” diye de eklemiş diye oyun yazma işini hafife alamayız ki! Eee, bu iş bu kadar basit olsaydı, herkes oyun yazarı olurdu yahu, öyle değil mi ama? Ne var ki, Dumas yalnızca teknikle ilgili olarak söylemiş bu sözleri. Oysa, Özdemir Nutku Hocamız; “… yazılması zor olan oyun, tekniği açısından zor olan oyun değil, söyleyeceği olan ve bunu en iyi biçimde seyirciye iletebilen oyundur” demiş.

Nasıl bir oyun metni?..
Pekiii, şimdi sorun bana: ‘Var mı sın, nasıl bir oyun?’ Bence, öncelikle adı yanlış yazılmış olan bir oyun. Söylemek istediği anlaşılamaz olan bir oyun. Tablolar arası çelişkileri olan bir oyun. Zengin kadın, uçarı ve sorumsuz erkek ilişkisini son derece yüzeysel ele alan bir oyun. Kadın ve erkeğin iletişim ve iletişimsizlik temaları işlenirken karakter yapılarının saptanamadığı bir oyun. Telekomünikasyonun günümüzde yaşantımızın taaa dibine girişini ti’ye alayım derken, apur sapur köpüren bir oyun. Bu oyun…

Sonuç olarak
Şimdi biliyorum; “Fazla uzattın, de artık ne diyeceksen” diye sinirleneceksiniz. Deyivereyim. “Var mı sın” tanıtımlarında; “Her yönüyle ustaları bir araya getiren prodüksiyon” olarak tanımlanıyor. Buna hiçbir itirazım yok, olamaz da!.. Tam istim üstü çağında ve sahnede otuzuncu yılını kutlamaya hazırlanan deneyimli tiyatrocu Kazım Akşar ile sahnede kırk üçüncü yılına “güle güle” diyen usta oyuncu Dilek Türker’i bir arada izlemek… Keyif değilse ne ola ki?
Diğer taraftan, tiyatro müziklerinin usta sanatçılarından Nurettin Özşuca’nın çalışması bu kere nasıldı; sahne tasarımcılığının büyücügillerinden Osman Şengezer o mükemmel işlevsel dekorunun arka duvarına bir aynayı, bir tabloyu ya da bir çerçeveyi simgeleyen “C” harfi biçiminde objeyi neden koydu, koydu da oyunun erkek karakteri “Çetin”in “Ç”si ile neden senin aklını bulandırdı; Tunay Sarız Acar dördüncü, beşinci, altıncı tablolarda Çetin’e deri ceket giydirdi de, Sevil’in kostümünü üçüncü tablodan itibaren neden aynı bıraktı; ışık tasarımını yapan Serhat Akın, oyuncuların yüzleri ve sahne tonlamasında ne düşünerek nötr renk kullanmadı; usta yönetmen Mahmut Gökgöz, Hayri’nin; “… üstüne bastın, kaldır ayağını” demesi üzerine Sevil’in ayağını kaldırmasına nasıl oldu da izin verdi; ilk kez profesyonel olarak sahneye çıkan genç oyuncular Yiğit Çelik ve Sema Şahingöz “nasıllardı”, diye Allah aşkına sormayın!

Gidin oyunu izleyin, alkışlayın…
Hiç değilse, kırk üç yıllık bir tiyatrocuya, Dilek Türker’e vicdan borcunuz eksik kalmasın.
 
Üstün Akmen
Evrensel Gazetesi


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

mimik_rol - ( 4/8/2008 )
sevgili üstün ekmen... yazınızı baştan sona kadar okudum ve çoğu söyleminize hiçbir şekilde katılmıyorum. bir işe girersiniz ve yıllarınız geçer... bir işte yıllar geçirmiş olmak demek o alanda fenomen oldgumuz anlamına gelmez... yok yere insanları yüceltmeye gerek duymamız gerekiyor. çünkü ne yazarsak yazalım sahne cıplaktır apacık ortadadır ve neyin ne oldugu cok uzaklardan görülür. dilek türker karşıtı veya onu burada agır elestirilere maruz bırakacak degılım zaten haddimiz olamaz ama eleştirmeye fikirlerimizi söylemeye hak görüyorum doğal olarak.. "var mısın".... aman tanrım! yokum tabiki... bu kadar kötü pespaye bir oyun olabilir mi allah aşkına. oyunculara burada söylecek pek birşey olamaz hata en başta metininde.... 3 kalite bile degıl... sabun köpüğü sayılamayacak nitelikte... sayın önder pakerin hangı duygularda bu oyunu yazdıgını cok merak ediyorum bir insan niçin böyle bir oyun yazar?? konu kötü kötü... cümleler kötü.. cinsiyetçi.. tema olarak 0.. siz elinizi vicdanınıza koyun gerçekten insanlar bu oyunu izleyip alkışlasın mı? hayır. çığır açmak zordur böyle giderse cok işimiz var demektir. sevgiler

nadir erdoğan - ( 4/11/2008 )
Değerli Eleştirmenler! Bir oyunu eleştirirken öncelikle türü ele alınmalı diye biliyorum. Ben sıradan bir seyirci olarak bunu biliyorum.Oyunun türü de amacıyla belirlenir. Var mısın, son yıllarda izlediğim en iyi müzikal komedi bence.Tiyatronun ’Tezli’ oyunları da vardır ama tezli felsefe yapan bir müzikal komedi var mı acaba? Müzikal komedi eğlenceyi amaçlayan sözü basit bir cümle olan bir türdür.Ağır felsefi bir mesaj taşımaz bu tür taşırsa çekilmez olur. Var mısın adlı oyun da türüne uygun basit birşey söylüyor:İnterneti cep telefonunu bırak,yanıbaşında seni sevenle konuş diyor. Daha ne desin? Oyun eleştirisinde oyuncuların her oyun türünde farklı roller üstlenmesi göz ardı edilmemelidir bence. Dilek Türker yıllarca çok ağır felsefi roller üstlendi.Çok da başarıyla oynadı Roza Lüksenburgları, Latifeleri. Ama bu kez çok farklı bir rolle karşımızda. Öok da başarılı. Kazım Akşar’la olağanüstü bir seyir keyfi yaratmış. Mesaj mı istiyorsunuz oyunda? Kadın ve Adam’ın burjuva bunalımının yanında genç kız ve genç erkeğin basit sade çıkarcılıklarıyla arabesk lumpen kuşak temsilciliğini fark edemedinizse şaşarım. Bunu ben bile anladım. Oyunda Gençleri canlandıran Yiğit Çelik ve Sema Şahingöz gibi özentisiz oyunculuklarıyla göz dolduran oyuncuları ayakta alkışladık. Var mısın müzikal komedi alışılmışın dışında bir başarıyla oynanıyor, köhne seyircinin ezberini bozuyor adeta. Müziklerine de hayran kaldı herkes. Oyunun sahnelenişi de çok estetik tebrik ediyorum. Hafif, zarif tam bir müzikal komedi. Salondan çıkarken seyircinin yüzünde mutlu bir ifadeyi görmeyi özlemiştik. Bu arada bir oyun sizler tarafından bu kadar sertçe yere vurulurken, seyirci tarafından bu kadar beğeniliyorsa sahiden başarılı olmuş demektir. Tiyatroya daha çok seyirci gelsin istiyorsak böyle hırçın eleştirileri kendi aranızda yapın, yayınlayarak halkı tiyatrodan soğutmayın.Ben herkese Var Mısın’ı tavsiye ediyorum.

mimik_rol - ( 4/13/2008 )
:))) oyunun izleyen bir seyirci olarak yorum yapıyoruz burada ve ve kimsenin birşey söylemeye hakkı yok!!! polemige girilecek bir konuda yok ortada zaten... hepimiz fikirlerimizi acıkca beyan edelim birbirimizden bişeyler ögrenelim... dediklerinizin yanlışlıgını onaylacak bin kişi tanıyorum... oyunun metni cok kötü keza oyunculuklarda öyle... hiç bir mesaj yok.. klişelerle dolu.. 2 cumleden biri küfür... basit... yalan yanlış yorumlar yüzünden tiyatrodan soguyor halk... gidiyor bi bakıyor ki kötü bidaha basla bi oyuna gider mi tabiki gitmez... toplum olarak böyle seylere uzagız zaten.. madem öyle iyi oyunlar yapalım..

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 215
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Ankara Devlet Tiyatrosu 70. Yıl ve 'Lüküs Hayat'
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Muhsin Ertuğrul’a İlk Kepçe (Işıl Kasapoğlu) - 4/21/2008
  • NASIL BİR TANE İSTERSİN (Kadınlar Günü ile İlgili) (Hüseyin Manto) - 4/21/2008
  • Kadının fendi sosyalizmi de yenerken: ‘Mutlu yıllar’ (Üstün Akmen) - 4/21/2008
  • Dört embriyonun yaşam savaşı: "9 Ay Son Gün" (Üstün Akmen) - 4/16/2008
  • Terbiyeli İşkence Çorbası (Ali Erdoğan) - 4/15/2008
  • Önlerinde saygı ile eğilmesi gereken oyunculuklar ve bir yönetmenin doğuşu : "Pusuda- Öç" (İhsan Ata) - 4/15/2008
  • Tiyatroda 31 Mart Vakası (Nedim Saban) - 4/13/2008
  • 80 Olmaz - Bir Dönem İzlencesi (Erdinç Yapan) - 4/12/2008
  • Gözlerinizin kulaklarınızın pası için: "Müzikaldeki Hayalet" (Üstün Akmen) - 4/12/2008
  • Bekle ! (Ali Erdoğan) - 4/9/2008
  • Dilek Türker kırk üçüncü yılında ama pes etmiyor: "Var mı sın" (Üstün Akmen) - 4/8/2008
  • Alkışlar eşliğinde Molieré’i sahneye gömerken ; "Hastalık Hastası" (İhsan Ata) - 4/8/2008
  • KÜÇÜK HIRSIZLAR VE ÇIKAR İLİŞKİLERİ İÇİNDEKİ SOSYETE: “LÜKÜS HAYAT” (Üstün Akmen) - 4/7/2008
  • Bizi Bize Nasıl Yıktırdılar? (Nedim Saban) - 4/5/2008
  • Giden Sahnelere Veda (Gılman Kahyaoğlu Peremeci) - 4/4/2008
  • KAZANKAYA’DAN TAM ANLAMIYLA “BRAVO”LUK BİR YORUM: “VENEDİK TACİRİ” (Üstün Akmen) - 4/4/2008
  • Karatavuk - "Tecavüzcünüzle ne konuşursunuz?" (Melih Anık) - 4/2/2008
  • Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde Son Oyun Oynandı! (İsmail Can Törtop) - 4/1/2008
  • Aykırı İkili - Adana Devlet Tiyatrosu (İhsan Ata) - 4/1/2008
  • Hayvanı doğa, insanı kültür korur (Tiyatro Nereye? 3) (Üstün Akmen) - 4/1/2008
  • Çanakkale Masalı (Çocuk Oyunu) (Emel Aygören şen) - 3/31/2008
  • Keşanlı Ali'nin Düşündürdükleri (Engin Yağcılar) - 3/31/2008
  • Bursa’da tiyatro atılımı: ‘Nilüfer Belediyesi Tiyatro Festivali’ (Üstün Akmen) - 3/31/2008
  • ÇOK YAŞA TİYATRO (Seyir Tiyatrosu) (Hasan Ergün) - 3/29/2008
  • 444 - İyi Geceler Nasıl Yardımcı Olabilirim? (Melih Anık) - 3/29/2008
  • Ne Yapmalı? (Boran Doğan) - 3/29/2008
  • YENİ GÜN , 27 MART HEPİMİZE KUTLU OLSUN (AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ) - 3/26/2008
  • Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları'nın 27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ Bildirisi (Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları) - 3/26/2008
  • 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü (Mehmet Çelik) - 3/26/2008
  • 27 MART’A DAİR - (Tiyatro Oyunbaz adına Güray Dinçol) (Güray Dinçol) - 3/26/2008
  • 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi (Orhan Aydın) (Orhan Aydın) - 3/25/2008
  • Eskişehir’de fevkalade ‘güncel’ ve cesur bir oyun: ‘Caligula’ (Üstün Akmen) - 3/25/2008
  • Masalsı bir tarih yolculuğu; Gayri Resmi Hürrem (İhsan Ata) - 3/25/2008
  • Konuşmak mı, Susmak mı? (Semaver Kumpanya 27 Mart Bildirisi) (Semaver Kumpanya) - 3/24/2008
  • 27 Mart 2008 Ulusal Bildiri (Orhan Alkaya) (Orhan Alkaya) - 3/24/2008
  • Bağlanmış Basiretleri Çözme Servisi (Ali Erdoğan) - 3/24/2008
  • Dalga geçerek başlayan soykırım çılgınlığı: ‘Dalga’ (Üstün Akmen) - 3/22/2008
  • Sansür (İbrahim Tül) - 3/22/2008
  • Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (İsmail Can Törtop) - 3/21/2008
  • Sevgiyi Ararken (Arif KOÇİNALI) - 3/21/2008


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    17 Şubat'tan itibaren her PAZARTESİ Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Hangisi Karısı, 5. Sezonunda!
    Istanbul Fringe Festival - Uluslararası Performans Sanatları Festivali (18-22 Eylül 2019)

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |