| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
80 Olmaz - Bir Dönem İzlencesi
Erdinç Yapan




80 OLMAZ

BİR DÖNEM İZLENCESİ

 
Bir döngü, dönen bir kürenin içinde bir yerlerinden asıldığımız bir form adına yaşam dediğimiz. Kimi memnun yerinden kimiyse her zaman söylenen halinden.  Ama her canlının yaşamında pek çok dönemeç vardır mutlaka. 60 lar mesela love love me do tınısında. Çiçek çocukları ve savaş karşıtı söylemler ve birde 80 ler,  Serpillerle, Banularla, Coşkunlarla harmanlanmış, apolitik nesillerin tohumu atılmış, gece konmuş, gündüz yasaklı tütün yakılmış velhasılı her türlü geçişin geçirgenliğinde boğulmuş insanlar. Ama kim nasıl yaşamışsa pek çok izler kalmış belleğinde.
 
Bol baharatlı ve yaşlı gözlerle andığımız bu dönem aslında içinde pek çok da keyifli kareler taşımakta isteğimiz ve dileğimiz bu vizyondan bakmanız o yıllara. Hala o dönemin tortularını gözlerken her yerde kayıtsız kalmak mümkün mü sizce… buyurun başlıyor izlence.

 

Sahnenin solunda bir masa üzerinde daktilo. Masanın üzerinde uyuyakalmış biri. Kapının çalmasıyla uyanır ve kapıyı açmak için arka tarafa giderek sahneden çıkar….

 

Ferit: nerde kaldın ağaç ettin beni kapıda

Fikret: esas seni buraya atan rüzgar kim

 

İçeri geçerler masa başında konuşma sürer (feritin elinde bir torba vardır)

 

Ferit: aslında daha erken gelecektim ama bizim evin altındaki sokağa tek katlı evler yapılmış

Fikret: ne demek yapılmış daha geçen ay sendeydim hiçbir şey yoktu ortada

Ferit: inanmayacaksın ama bir gecede yapmışlar bir gecede kondurmuşlar evi

Fikret: saçmalama Ferit kuş mu bu gece konacak

Ferit: yani onu bunu bilmem ama göreceksin bu hızla konarlarsa yakında buralarda yer kalmaz.

Fikret: çok karamsarsın hiçbir şey olmaz eeee anlat bakalım ne var o torbada

Ferit: uva uvaaaa…… lee

Fikret: dur dur söyleme reklama girer.

Ferit: yahu yabancı mı var hatta sana ürün yerleştirme yapayım

 

Torbadan kotu çıkarır ve masanın üzerine bacakları aşağıya sarkacak şekilde yerleştirir üzerinde lee hooper yazmaktadır.

 

Ferit: işte şimdi oldu, buraya da çok yakıştı uva uva lee hooperrrr. Eee senin dizi projen nasıl gidiyor. Konuştun mu trt yetkilileriyle ne diyorlar bu konuda.

Fikret: mektup yazdım cevap bekliyorum üzerinde tahkikat yapacaklarmış

Ferit: eh sende eli yüzü düzgün bir şey yazıyorsundur umarım yoksa biliyorsun ne kadar sıkı bir

Fikret: evettt bir de sen başlama zaten alt kattaki Eşref amcadan saat başı duyuyorum bu tembihleri

Ferit: onu bunu boşver de ne anlatacaksın ne yazıyorsun

Fikret:  Fabrikatör kızıyla, fakir ama gururlu bir çalgıcının hüzünlü hikayesini anlatmak istiyorum. Aşkları çok büyük ancak kızın peşinde babasının ortağının zengin oğlu var.

Ferit: hımm yani biraz film tadında olmuş sanki

Fikret: dizi film demeyi düşünüyorum insanların kendisinden bulacakları bir şeyler olsun istedim. Açılış sahnesi şöyle bir şey:

 

Sağ taraf aydınlanır ayakta insanlar fonda 80 lerden bir müzik ve danseden insanlar bu arada sol tarafta Fikret konuyu anlatır..

 

İş adamının oğlunun partisinde başlıyoruz yalısında bir parti kızımız yalnız gelmiş sıkılmakta ancak babasının ricasını da kıramamış.

 

Erkek: (elinde bir hap görünür dans edenlerin arkasında bir yerdedir)

Kız: Nuri içeceğim nerede kaldı hadi artık daha fazla kalamayacağım.

Erkek: şimdi geliyorum Türkan hiç merak etme içeceğin tam istediğin gibi olacak (ilacı içine atar ve kızın yanına yaklaşır)

Başka bir kız: sanki bir ses duyuyorum tank sesi mi bu

Konuklar hep bir ağızdan: daha mevsimi değil

Kız : çok teşekkür ederim Nuri çok iyisin başımın ağrıdığını duyar duymaz bana ilaç buldun

Erkek: lafı olmaz Türkan bugün baş ağrısı için yarın….

 

Işık kararır sol taraf yanar  

 

Ferit: bak sen zengin çocuğunun yaptığına, aslında iyi niyetli gibi görünüp sonunda patlatıyor bombayı

Fikret: kötü mutlak kötü olmalı yoksa tadı çıkmaz

Ferit: peki aşıklarımız nasıl tanışıyorlar.

Fikret: o sahne içinde şöyle bir şey var aklımda

 

Işık kararır sağ taraf aydınlanır, bir kahve havası verilmiş masalarda oturanlar ve masada tek başına oturan gitarlı bir çocuk. Bir anda sahneye bir önce çıkan kız girer çocukla gözgöze gelirler aynı anda fonda MFÖ den ali desidero çalmaya başlar. Bu müzik eşliğinde karşılıklı kur yaparlar kahvedekilerin kıza bıyık burmaları ile kız sahneden kaçarcasına uzaklaşır.ardından az önceki kız çıkar ortaya yürür ve; sanki bir ses duyuyorum tank sesi mi bu der kahvedeki adamlar da hep bir ağızdan daha mevsimi değil diye bağırırlar ışık kararır

 

Ferit:  sanki kabare tadı var dizi filminde

Fikret: neden olmasın müzik tüm çağlarda duyguları anlatan en güçlü silah olmuştur.

 

Daktilonun tuşlarına basmasıyla birlikte sağ tarafta toplanan kalabalıkta kıpırdanmalar olur her basış sanki bir enstürumanmış gibi tepki vermelerine neden olur. Bu sırada aralara dönemin popüler müziklerinden derlenmiş bir potburi girer. Müzik ve tuşlara uygun ritmlerle devam eden dans bir uzun havanın girmesiyle biter.( ayağımda kundura)

 

Ferit: gerçekten de keyifli bir dinleti oldu ama bu son giren parçaya dikkat et bence çok tutacak

Fikret: yapma lütfen onun plağı çıkmaz çıksa bile satmaz hiç ileri görüşlü değilsin

Ferit: gereken netlikte düşünemiyor olabilirim, peki dizi film de şimdi hangi kısımdayız.

Fikret: baş başa bir sahne düşünüyorum

 

Işık kararır sağda bir bank ve üzerinde el ele iki aşık mehtabı seyrederler

 

Kız: pembe panjurlu olsun ama

Erkek: tabi ki sana buranın en güzel gecekondusunu dikeceğim

Kız: ama Ali hani daha büyük bir….

Erkek: ben istemez miyim sanıyorsun babanın gibi bir saray yavrusunda yaşatmak seni

Kız : biliyorsun Ali her genç kızın rüyası kocasının…..

Erkek: tabi ki bir dikiş makinen olacak bu senin en doğal hakkın, seni istemeye geleceğim Türkan

Kız: ama buna imkan yok babam beni sana vermez.

Erkek: fakirim diye değil mi ama gururluyum

Kız: yok aslında esas neden senin müzisyen olman babam sizin gibilerden nefret eder, küçükken başından kötü bir olay geçmiş. Hem şimdi bırak bu kem sözleri buraya güzel hayaller kurmaya geldik

Erkek: Evet haklısın şirin bir evimiz olsun boğaz manzaralı tek katlı, tek göz odalı ve…

Kız: Renk renk çocuklarımız olsun

Erkek: Boy boy diyecektin sanırım Türkan

Kız: Aşkımdan ne dediğimi biliyor muyum ki demek çok cocuk istiyorsun seviyor musun çocukları

Erkek: hem de nasıl mahallenin çocukları size baba diyebilir miyiz amca diye bacaklarıma sarılıyorlar

 

Bu sırada iri yarı biri sahneye girer bankın yanına ilerler ve Ali’nin omzuna dokunarak

 

Çocuk: size baba diyebilir miyim amca

 

Ali çocuğa bakar

 

Erkek: Yuh daha neler

Kız: Aaaa bak sevgilim tam da konuştuğumuz şeyin üzerine çıktı. Ne şirin şey değil mi?

Çocuk: (Ali’yi omzundan sarsarak)  Amca bana balon, kağıt helva, elma şekeri ve horoz şeker alsana

Erkek: Başka der…. İsteğin var mı?

Çocuk: bir kalem, bir defter bir de kalemtıraş alacağım, ama daha küçüğüm şimdilik bu kadar yeter.

Erkek: Sen benimle gelsene şöyle biraz yürüyelim (bankın arkasına geçerler) , nerden çıktın sen başıma bela olmaya mı geldin görmüyor musun yengenle oturuyoruz. Adın ne senin?

Çocuk: Yumurcak aslan parçası, köprü altı çocuğu, küçük mücahit ya da Ömercik şekerimi aldıktan sonra nasıl çağırdığın önemli değil.

Erkek: Ama şimdi meşgulüm üstelik üzerimde ancak kendime yetecek kadar para var.

Çocuk: Bana ne bana ne az önce duydum seni çocukları seviyorum diyordun.

Erkek: Ne yani sen kendini çocuk kontenjanından zannediyorsun.

Çocuk: Bak ağlarım şimdi, sonra yengeye rezil olursun.

 

İkili itişip kakışmaya başlarlar bu sırada Nuri arkalardan sinsice gelerek Türkan’ın yanına oturur.

 

Nuri: Burada yalnız başına ne yapıyorsun yavrum

Kız: Reca ederim bu bahsi kapatalım Nuri ben senin bildiğin kızlardan değilim boğaz havası almaya geldim sadece.

Nuri: İstersen seni malikaneme götüreyim kendimize birer içki alır, üzerimize rahat bir şeyler giyer ve havuzumda yüzeriz inan bana ne Banu’lar ne Serpil’ler istedi ama ben yüzdürmedim kimseyi.

Kız: Beni paranla elde edemeyeceksin Nuri ben özgür ruhlu ve aşık bir kızım, üstelik aşık olduğum bir genç var.

Nuri: Şu çulsuz müzisyenden mi bahsediyorsun, onu kendimle mukayese bile etmeyi lüzumsuz görüyorum onun gibi yüzlerce adam çalışıyor emrimde. İstersen kotramla açılalım sana boğazın daha güzel yerlerini gezdireyim.

 

(Nuri kıza asılmaya başlar)

 

Kız: Yalvarırım bana dokunma Nuri beni rahat bırak

Nuri: Ben savunmasız kızlara saldırmam hele kafaları ayıkken hiç olmaz, az önce ne demiştim her iş için adamım var emrimde. Coşkunnnn

 

(içeriye bir adam girer ve kıza saldırır, bunu izleyen Nuri araya bilindik laflar atarak kötü yüzünü gösterir)

 

Nuri: Ya benim olacaksın ya toprağın Türkan, ben seninle paran için ilgileniyorum falan filan vs…

 

(bu sırada sesleri duyan Ali çocukla boğuşmayı kesip bankın yanına koşar)

 

Erkek: Aman allahım nayır nolamaz evimin kadını çocuklarımın anası olacaktın bu alçaklığı bana nasıl yaparsın. Pis kadın…

 

Kız: Görmüyor musun Ali bana saldırıyorlar…

Erkek: Kör olsaydım da görmeseydim

Çocuk: Bence yengeye zor kullanıyorlar amca yani haneye tecavüz durumu

Erkek: Haklısın galiba aşkım gözümü kör etti her şeyi olanca netliğiyle anlayamadım. Yıkılın ulan sefil herifler.

 

(ali nuriyi ve çoşkunu dövmeye başlar, bu sırada Türkan üzerini toplarken aliye destek verir, sonunda kötü adamlar kaçarlar, kız adama sarılır)

 

Kız: Hayatımın erkeği seni seviyorum bu kadar heyecan beni fazlasıyla yordu ağlamak istiyorum hüngür hüngür salya sümük.

 

(kız ağlamaya başlar gürültülü ve rahatsız edici bir ağlamadır)

 

Erkek: Lütfen fazla ağlama canım nazik gözlerin bu acıya dayanamayacak, kör olacaksın diye korkuyorum.

Kız: Hah işte oldu Ali göremiyorum kör oldum.

Erkek: Hay ağzımı eşek arıları…. Sana bakacağım Türkan gerekirse başka işlerde çalışıp sana bakacağım.

 

(birbirlerine sarılırlar çocukta onlara sarılır hep birlikte ağlarlar)

 

Çocuk: Uzun zamandır bu kadar acıklısını görmemiştim size aile diyebilir miyim amca…

 

(Işık kararır sol taraf yanar)

 

Ferit: Ağlamak istiyorum ne yaptın sen….

Fikret: Hep gülüp oynayacak değillerdi ya acı hayatın harcı ve dizilerin tabi ki de..

Ferit: Peki şimdi ne olacak nerede işe girecek Ali onu neler bekliyor.

Fikret: Dur iki ayağımı bir pabuca sokma ( daktilo tuşlarının sesiyle sol taraf kararır sağ taraf aydınlanır)

 

Bir aerobik salonu eşofmanlı insanlar bileklerinde lastikler fonda “she’s a maniac” parçası bir süre devam eder ardından önde Nuri arkada adamları içeriye dalarlar. Adamlardan birinin boynunda beyaz bir atkı vardır.

 

Nuri: Bende iş deyince adam gibi bir şey yapacaksın sanmıştım aerobik hocası olmuş.

 

(adamlar güler boynunda atkı olan ileriye çıkar)

 

Deli Kadir: Erkek adam böyle şeylerle uğraşır mı len yoksa erkek değil misin sen

Erkek: Sen de kimsin dingonun ahırı mı burası deli gibi bağırıp durma

D Kadir: Ben Kadir Deli Kadir ulen kızdırma beni

Nuri: Saldır Kadir bu adamın aklını başına getir

 

(ali dayak yer, ışık kararır nurinin kötü gülüşüyle)

 

Ferit: Ama esas oğlanı çok eziyorsun

Fikret: Benim hikayemde esas kız esas oğlan yok herkes eşit, ayrıca adamların sayıca fazla olduğunu görmüş olman lazım yani sonuç normal.

Ferit: Ali’nin hevesi kırıldı kanaatimce

Fikret: O aşık bir adam aşk insanı insan üstü bir varlık haline getirir pes etmek yok.

 

(ışık yanar Ali bir taburede oturmaktadır elinde bir aynalı top tutmaktadır. Arkasındaki tabelada aynalı top imalathanesi yazmaktadır.)

 

Nuri sahneye girer yanında elinde sopalar tutan iki adam vardır.

 

Nuri: Sen pes etmek nedir bilmez misin, sanıyor musun ki onu sana bırakacağım.

Erkek: Birbirimizi seviyoruz

Nuri: Onu kör ettin aptal herif burada aynalı top yaparak onun ameliyat parasını kazanabileceğini mi sanıyorsun. Bu gidişle sen ancak yirmi yıl sonra toplarsın o parayı tabi o zamana kadar disco akımı bitmezse.

Erkek: Bu bir akım değil bir yaşam tarzı ve sevdiğim kadın için gerekirse kendi gözlerimi veririm.

Nuri: Çok ve boş konuşuyorsun fakir çocuk.

Erkek: Defol buradan zengin ….   Neden uğraşıyorsun benimle.

Nuri: Çünkü gelecek garantim olan kızı elimden aldın, adamlarım sana yıllarca geçmeyecek bir lanet vermeye geldiler.

Erkek: Tüm kemiklerimi kırsan da yine onu sevmeye devam edeceğim. Haydi vurun alçak herifler.

Nuri: Ellerimi senin değersiz kanınla kirletemem, ben aynalarını kırdıracağım yıllarca sürecek bir lanetin olacak. Davranın çocuklar.

Erkek: Hayırrrrrrrr….

 

(Işık kararır)

 

Ferit: Hakkını vermeliyim adam gerçekten kötü, peki ya şimdi neler olacak.

 

Pembe renkle boyanmış bir duvar yerde boya kutuları ve duvarın dibine çömelmiş Ali. Sahneye Türkan girer Ali onu görünce üstünü başını silkeleyip onun yanına koşar. Elleriyle gözlerini kapatarak…

 

Ali: Sana bir sürprizim var  sevgilim

Türkan:  Ama neden ellerin başımda Ali ben körüm biliyorsun

Ali: Çok heyecanlandım bir an için

Türkan: Ama bu acıyı ben her gün yeniden yaşıyorum Ali acılarım katlanarak artıyor. Babam senden vazgeçersem ameliyat paramı karşılayacağını söyledi.

Ali: Ama sen beni…

Türkan: Tabi ki cevabım hayır oldu aşkım ben seni seviyorum

 

İkisi birbirlerine sarılır, ardından Ali kızın elini tutarak duvara değdirir.

 

Ali: Bak sevgilim evimizin duvarları, tam da istediğim gibi pembeye boyadım.

 

Kız ilerlerken yerdeki boya kutularına takılır ve yere düşer Ali hemen kızın yanına koşar ve elini tutar

 

Ali: Türkan sevgilim

Türkan: Bacaklarımı hissetmiyorum Ali..

 

Işık kararır, bir sonraki sahne kız tekerlekli sandalyede parktalar

 

Ali: Hepsi benim suçum eğer o kutuları oraya koymasaydım

Türkan: Bunda senin suçun yok bu benim alınyazımmış aşkım, bunların üstesinden birlikte geleceğiz.

 

İkisi elele sarılırlar bu sırada sahneye Nuri girer elinde elma şekerleri ve bir pamuk şeker vardır. Peşinde ise gözü yaşlı bir çocuk…

 

Çocuk: Abi mahalledeki tüm çocukların şekerlerini aldın, benimkinden ne istedin

Nuri: Canım çekti aldım, sana hesap mı vereceğim

 

Çocuğu ittirir ve yere düşürür o sırada çifti görür ve yanlarına ilerler

 

Nuri: Aman yarabbim gözlerime inanamıyorum, şimdi de kızı kötürüm mü ettin. Sen ne düdük makarnası bir adamsın. Mu ha ha ha ha ha

Türkan: Çek git buradan küstah adam bizi rahat bırak sevgimiz senin kat kat üzerinde

Nuri: Bırak bu ayakları kızım. Ama ne diyorum ben sen sakat birisin artık

Ali: Bizi rahat bırak

Nuri: Parkın tapusunu mu aldın fakir ama gururlu aerobikçi seni. Bu kızın gözüne girmek için çabalıyorsun ama …. Bak şimdi de göz dedim.

 

Ali: Yeter artık bıktım bu aşağılamalarından kimse üzerindeki giysiyle cebindeki parayla değerlendirelemez.

 

Işıklar kararır Ali’nin üzerine bir spot tutulur ve bir ağıt tınısında şarkı söylemeye başlar..

 

 

Üzerimde pahalı giysiler yok

Ve  kaçak sigara alacak para cebimde

Dikiyorum boş bulduğum devlet arsalarına

Sabah kurduğum gece kondurduğum düşlerimi

Ekonomi batmış

İnsanlar sağını solunu karıştırmış

Sevdiğim hem kör hem sakat kalmış

Zengin çocuğu doğamadım

Okul okuyamadım

Ama neyin tutacağını biliyorum

Elbet bende yırtarım aman aman aman….

 

Işık yanar Ali’nin yanında elinde kart olan şişman bir adam vardır.

 

Şişman adam: İşte bu kartım yanık sesli delikanlı, arka inşaattaki çocuğu alacaktım ama başka sefere artık seni bekliyorum.

 

Adam çıkar Türkan duydukları karşısında ayaklanır birbirlerine sarılırlar, bu sırada sahneye bir kız girer Nuri’nin yanına gider…

 

Kız: Sizde duyuyor musunuz?

Nuri: Neyi yavrum

Kız: Sanki tank  seslerine benziyor

Nuri: Daha mevsimi değil yavrum, söyle bakalım gazoz sever misin?

 

Işık kararır

 

Işık yandığında üzerinde baklava desenli bir kazak ve boynunda bir fotoğraf makinesi asılı adam görünür. Adamın karşısında  bol makyajlı dönem kıyafetleri içinde bir manken vardır.

 

Ferit: Erkek izleyicileri unutmadım demek istiyorsun sanırım

Fikret: Senin kadar sabırsız adam görmedim bekle biraz

Ferit: Tamam tamam

 

Işık tekrar yandığında sahnede arka tarafta bir perde görünür fotoğrafçı poz vermesini söyleyip deklanşöre bastıkça perde de döneme ait fotoğraflar görünür.

 

 

Fotocu: Evet güzelim biraz daha cesur işte bu harika oldu.

Fo: Tamam şimdi kocaman gülümse farzet ki John Travolta’yla Greas filmindesin.

Fo: Şimdi biraz sanatsal çalışalım

 

O anda arkadaki görüntüler değişir deklanşöre her bastığında silah sesi duyulur ve perdede dönemde yaşanan çatışmalar yansır. Birkaç tane arka arkaya bu görüntüler aktıktan sonra bir görüntüde donar sahne kararır ve aydınlandığında perdedeki görüntü vardır sahnenin üzerinde.

 

 

Adam1: Anladın mı? Silahları kime vereceğini?

Adam 2: O kısım tamam ama üniversiteye nasıl gireceğim

Adam 1: Kapıdaki adam bizden

Adam 2: Ya değilse

Adam 1: Bir arkadaşa bakıp çıkacağım dersin

Adam2: Saçmalama basit iş değil yaptığımız, içim hiç rahat değil zaten

Adam 1: Bizim ki ekmek davası kimin kimi neden vurduğundan sana ne

Adam 2 :  Ne demek sana ne

Adam 1: Şimdi doğrucu Davutluk yapmanın zamanı değil söyle bakalım sağın solun neresi sonra karıştırırsın güme giderim

Adam2: Sağım soğan solum sarımsak yoksa tam tersi miydi?

Adam 1: Hay seni memleketten getirenin inşaatta bıraksaydım keşke türkücü falan olurdun ya da bir kondu dikerdin boğaza karşı kurtarırdın kendini

 

Tam o sırada kapı çalınır               

 

Adam 2: Aman diyeyim basıldık

Adam 1 :  Saçmalama kimse burada olduğumuzu bilmiyor hem bilseler ne olur sen git aç bakalım kimmiş

 

Adam2 çıkar sonra yanında üzerinde rötteşambır olan Nuri’yle içeriye girer. Nuri’nin elinde bir şişe gazoz vardır.

 

Adam1: Bu garip kılıklı herif nerden çıktı lan

Nuri: Bu öyküdeki tek kötü adam benim ayağınızı denk alın demeye geldim

Adam2: Abi kapıyı açar açmaz içeriye daldı bir şey yapamadım.

Adam1: Bir yanlışın var kardeş bizler kötü adam değiliz bizimkisi

Nuri: Boşa konuşma siz benden bile kötüsünüz.

Adam1: Böyle şeyler diyerek ne ima ediyorsun

Nuri: Gece uzun, daha çok anlatırız bak gazoz getirdim hadi birer bardak getirin de içelim.

Adam1 : O gazoz neden o kadar köpüklü

Nuri: İlaçtandır..

Adam1: Ne dedin..

Nuri: Kendi kendime konuşuyorum, haydi nerde kaldı bardaklar…

 

Ferit: İşte bağlantı diye buna derim ben peki muhabbet kuşlarına ne oldu.

Fikret: Ali sahneye çıktığı ilk gece büyük bir patlama yaptı bir ara heyecanlanıp elinden mikrofonu düşürüyor  ve o da ön masadaki Türkan’ın kafasına  geliyor ve kızın gözleri açılıyor.

Ferit: Hımm anladım mutlu son diyorsun..

Fikret:  Makul son

Ferit: Ama bunu dizi yapmazlar hele bu ortamda zor

Fikret: Kimbilir ama mecra bol öyle olmazsa başka bir şekilde ulaşır gereken yerlere

Ferit: Neyse (saatine bakar) ooo epeyde geç olmuş. Birazdan İstiklal Marşı okunur ben televizyon kapanmadan eve yetişeyim yoksa ninem canıma okur.

 

Fikret arkadaşını kapıya doğru geçirirken sağ tarafın ışığı yanar elinde aynalı top tutan bir kız onlara doğru bakıp….

 

Kız: Sanki tank sesi duyuyorum

Ferit ve Fikret: Daha mevsimi…..

 

Sözlerini bitiremezler tank sesleri her yeri kaplar kızın elindeki top düşer ışık kararır….

                                     

 

                                            Son

 

 (hiçbir stüdyoda renklendirilmemiştir direkt kendi renkleriyle yansıtılmıuştır)
 
Erdinç Yapan


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

zehra05 - ( 4/13/2008 )
Çok güzel bir şey bu ya helal olsun olayların bütünlüğü ve sonucun birbirleri ile bağlantısı, değişik bir okadar da tanıdık

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 508
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
'Ağaçlar Ayakta Ölür' - Nevra Serezli ve Tiyatro Kare (Füsun Akmen Balkaya)
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Tiyatro Ödülleri Hakkında Ne Düşünüyorsunuz (Tiyatro Dünyası) - 4/22/2008
  • Basit Bir Ev Kazası – Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu (İsmail Can Törtop) - 4/22/2008
  • Faşizme inat direnmenin adı Olga Benario 100 yaşında: "Olya" (Üstün Akmen) - 4/22/2008
  • Muhsin Ertuğrul’a İlk Kepçe (Işıl Kasapoğlu) - 4/21/2008
  • NASIL BİR TANE İSTERSİN (Kadınlar Günü ile İlgili) (Hüseyin Manto) - 4/21/2008
  • Kadının fendi sosyalizmi de yenerken: ‘Mutlu yıllar’ (Üstün Akmen) - 4/21/2008
  • Dört embriyonun yaşam savaşı: "9 Ay Son Gün" (Üstün Akmen) - 4/16/2008
  • Terbiyeli İşkence Çorbası (Ali Erdoğan) - 4/15/2008
  • Önlerinde saygı ile eğilmesi gereken oyunculuklar ve bir yönetmenin doğuşu : "Pusuda- Öç" (İhsan Ata) - 4/15/2008
  • Tiyatroda 31 Mart Vakası (Nedim Saban) - 4/13/2008
  • 80 Olmaz - Bir Dönem İzlencesi (Erdinç Yapan) - 4/12/2008
  • Gözlerinizin kulaklarınızın pası için: "Müzikaldeki Hayalet" (Üstün Akmen) - 4/12/2008
  • Bekle ! (Ali Erdoğan) - 4/9/2008
  • Dilek Türker kırk üçüncü yılında ama pes etmiyor: "Var mı sın" (Üstün Akmen) - 4/8/2008
  • Alkışlar eşliğinde Molieré’i sahneye gömerken ; "Hastalık Hastası" (İhsan Ata) - 4/8/2008
  • KÜÇÜK HIRSIZLAR VE ÇIKAR İLİŞKİLERİ İÇİNDEKİ SOSYETE: “LÜKÜS HAYAT” (Üstün Akmen) - 4/7/2008
  • Bizi Bize Nasıl Yıktırdılar? (Nedim Saban) - 4/5/2008
  • Giden Sahnelere Veda (Gılman Kahyaoğlu Peremeci) - 4/4/2008
  • KAZANKAYA’DAN TAM ANLAMIYLA “BRAVO”LUK BİR YORUM: “VENEDİK TACİRİ” (Üstün Akmen) - 4/4/2008
  • Karatavuk - "Tecavüzcünüzle ne konuşursunuz?" (Melih Anık) - 4/2/2008
  • Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde Son Oyun Oynandı! (İsmail Can Törtop) - 4/1/2008
  • Aykırı İkili - Adana Devlet Tiyatrosu (İhsan Ata) - 4/1/2008
  • Hayvanı doğa, insanı kültür korur (Tiyatro Nereye? 3) (Üstün Akmen) - 4/1/2008
  • Çanakkale Masalı (Çocuk Oyunu) (Emel Aygören şen) - 3/31/2008
  • Keşanlı Ali'nin Düşündürdükleri (Engin Yağcılar) - 3/31/2008
  • Bursa’da tiyatro atılımı: ‘Nilüfer Belediyesi Tiyatro Festivali’ (Üstün Akmen) - 3/31/2008
  • ÇOK YAŞA TİYATRO (Seyir Tiyatrosu) (Hasan Ergün) - 3/29/2008
  • 444 - İyi Geceler Nasıl Yardımcı Olabilirim? (Melih Anık) - 3/29/2008
  • Ne Yapmalı? (Boran Doğan) - 3/29/2008
  • YENİ GÜN , 27 MART HEPİMİZE KUTLU OLSUN (AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ) - 3/26/2008
  • Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları'nın 27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ Bildirisi (Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları) - 3/26/2008
  • 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü (Mehmet Çelik) - 3/26/2008
  • 27 MART’A DAİR - (Tiyatro Oyunbaz adına Güray Dinçol) (Güray Dinçol) - 3/26/2008
  • 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi (Orhan Aydın) (Orhan Aydın) - 3/25/2008
  • Eskişehir’de fevkalade ‘güncel’ ve cesur bir oyun: ‘Caligula’ (Üstün Akmen) - 3/25/2008
  • Masalsı bir tarih yolculuğu; Gayri Resmi Hürrem (İhsan Ata) - 3/25/2008
  • Konuşmak mı, Susmak mı? (Semaver Kumpanya 27 Mart Bildirisi) (Semaver Kumpanya) - 3/24/2008
  • 27 Mart 2008 Ulusal Bildiri (Orhan Alkaya) (Orhan Alkaya) - 3/24/2008
  • Bağlanmış Basiretleri Çözme Servisi (Ali Erdoğan) - 3/24/2008
  • Dalga geçerek başlayan soykırım çılgınlığı: ‘Dalga’ (Üstün Akmen) - 3/22/2008


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    5 Kasım'den itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları, Özel Tiyatrolara Kasım Ayında da Sahnelerinde Yer Veriyor
    oyun atölyesi'nde yeni sezon başlıyor...

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |