| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
EY KÜLTÜRÜMÜN BAKANI DE BANA: AKM, AKM Mİ OLACAK, YOKSA -SAKM- Mİ?
Üstün Akmen



Ben davetli değildim, ama 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin açılışında bir konuşma yapan Devlet Opera ve Balesi Genel Sanat Yönetmeni Prof. Rengim Gökmen: “İstanbul, yalnız İstanbul’un değil Türkiye’nin yegâne opera sahnesi olan Atatürk Kültür Merkezi’ne büyük ihtiyaç duyuyor” deyince salonda bitmek dinmek bilmeyen bir alkış tufanı kopmuş. Açılışta hazır bulunan Kültürümün Bakanı durur mu hiç? Durmamış: “Biraz önce Sevgili Genel Müdürümüzün adını andığı zaman büyük alkış alan kurum, adında ne yazık ki kültür ve sanat sıfatı taşıyan bir sendikanın sudan ve siyasal nedenlerle yaptığı bir müdahalenin ve bilinçsizce verilmiş bazı kararların sonucunda yıllardır kapalıdır” diyerek Kültür Sanat- Sen (Sendika)’e doğru bir olta savurmuş. Tepki almadığına göre, salondaki İstanbullular oltanın ucundaki zokayı bir güzel yutmuş, böylece Bakanım Günüm Ay’ım olta savurmada doğrusu hayli başarılı olmuş.

AKM’YE ESTETİK KATMAK
Bakanım Haşmetmeabımın, festival açılışından bir hafta sonra, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde bir basın toplantısı düzenlediğini de gene gazetelerden okudum. İhaleyi 70 milyon liralık teklifleriyle kazanan şirketlerin yetkililerini ve 30 milyon lira destek vereceğini açıklayan Sabancı Grubu temsilcisini halkımıza tanıtmış, birlikte fotoğrafa durmuş. Bina eskimişmiş, güçlendirilmesine gereksinim varmış, akustik kötüymüş, kuruldan geçmiş ve belediyeden onaylanmış bir proje varmış, falan… Sonuç itibariyle: “Hem güçlendireceğiz, hem de işin içine biraz daha estetik katacağız” diye buyurmuş.

Öyle anlaşılıyor ki Bakanım Ballı Börek Saranım, 2012-2013 sezonunu da orkestra eşlikli balesiz ve operasız geçirecek olan İstanbul’un hesabını İstanbulluya vermekten bu kere de sıyırmış. Devlet Senfoni Orkestrası'na sahne bulunamamasının perde arkasını anlatmamış. “Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na kira yetmiyor, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nu da Topbaş Kadir vermiyor, Haliç Kültür ve Kongre Merkezi’nde Peygamber Efendimizin dünyaya teşrifinin yıldönümünde ‘el-Beşîr’ temalı kandil programı tertip edilebiliyor, ama aynı salon her ne hikmetse konser ve tiyatro kullanımı için temin edilemiyor” demekten kaçınmış. Kamunun salonunun kamunun orkestrasına kapalı tutulmasının “esbab-ı mucibesini” açıklamaktan bilerek ve isteyerek tırsmış. Tencerede demlenen: “Bir sendikanın açtığı anlamsız davanın günahı iktidara yıkıldı” pilavının ateşini yeniden yakmış. Gerçekleri kamuoyuna duyurmanın kenarından sıyırmış, ters yöndeki açıklamalarıyla beyinleri sabunlamış. İşin ilginç yanı, bir Allahın kulu da çıkıp: “Yahu Sayın Bakan, o dava 2009 Aralık ayında kapandı. Yani neredeyse 1000 gündür (Başbakan hariç) Bakanlığın elini kolunu bağlayan yok. İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı (Ajans)’nın elinde kalan para da AKM’yi onarmak için fazlasıyla yeterliydi” dememiş, diyememiş ya da demek için maçası yememiş.
AJANS YASALARA KARŞI GELMESEYDİ
Oysa Bakanım Civanım, Sendika’nın, Ajans’ın kullanıcılar tarafından istenmeyen projede ısrar etmesi üzerine İdari Yargı’da dava açtığını, mahkemenin bilirkişi incelemesi de yaptırarak önce yürütmeyi durdurma, sonra esastan karar vererek bu projeyi bozma kararı aldığını pek güzel biliyor. Dahası, Ajans’ın bu projenin uygulamasında kendi istekleri doğrultusunda ısrarcı davrandığını, hatta AKM için ayrılan 75 milyonluk bütçeyi Bakanlığa aktarmadığını da biliyor. Şayet Ajans, yasalara karşın projede ısrar etmeseydi, sürecin bu noktaya gelmeyecek olduğunu da biliyor. Koruma Kurulu’nun, 31 Aralık 2009 tarihinde AKM’nin mevcut haliyle onarımı yolunda aldığı karara Ajans tarafından uyulmadığını da biliyor, ama sesini çıkarmıyor.

BİLİYOR, AMA DOĞRU SÖYLEMİYOR
Bakanım Kaplan Bakışlım, AKM’nin 2005 yılından itibaren yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, hükümet İstanbul “2010 Avrupa Kültür Başkenti Yasa Taslağı”na inatla AKM’nin yıkılması maddesini koyunca, demokratik kitle örgütleri ve Kültür Sanat-Sen’in bu komployu bozduklarını da adı gibi biliyor. Haziran 2008 tarihinde AKM’nin apar topar boşaltıldığını ve içinde bulunan Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestrası, Koro ve diğer topluluklar gibi sanat kurumlarının sağlıksız, işlevine uygun olmayan yerlere apar topar postalandığını, taşınılan binalara yüksek meblağlarda kiralar ödendiğini, kiralanan binalarda tadilat yapılması zorunluluğunun doğduğunu da biliyor. Opera-Bale ile tiyatronun sahneleriyle aynı binada yer alması gereken olmazsa olmaz parçaları, belli ısıda kontrollü ortamlarda çalışması gereken atölyeleri İstanbul’un dört bir yanına dağıtan kendisi, ama gerçekleri inatla bilmezden geliyor. Hiçbir ısıtma sistemi olmayan, hatta su çektiği için yıkılma tehlikesi olan, tehlikeli kimyasal madde barındırma ihtimali bulunan köhne bina ve hangarlarda geçirilen kış mevsimlerinin günahından kaçmaya çalışıyor da, bir türlü günah çıkarmıyor.

ONARIM PROJESİNİN PRATİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ
Bakanım Karakaşlım, Haziran 2008’den Kültür Sanat-Sen’in davayı açtığı Aralık 2008’e kadar, söküm işlemleri dışında onarımın başlamamış olduğunu, yani binaya tek çivi çakılmadığını unutmuş olamaz, mutlaka hatırlıyor. Dava açana kadar gelinen süreçte, Kültür Sanat-Sen tarafından yapılan girişimlerin Ajans tarafından dikkate alınmadığını unutur mu hiç? Ajans’ın hiç beklemediği yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte, Sendika’nın Devlet Tiyatroları Genel Müdürü aracılığıyla yaptığı girişim sonucu görüşmelere başlama kararı aldığını da cin gibi anımsıyor. Mimarlar Odası ve demokratik kitle örgütleri ile yapılan açıkoturumları, bu süreci gözler önüne seren ve kamuoyuyla paylaşılan ses-görüntü kayıtlarını eminim çekmecesinde saklıyor. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün ilk kez o toplantılarda AKM’ye ilişkin onarım projesinin pratikte uygulanabilirliği üzerinde görüş belirttiklerini unutması asla mümkün değil! Bakanım Zümrüdü Anka’m, Ajans’ın Kültür Sanat-Sen’in davadan feragat etmesi için ne kadar ısrar ettiğini de biliyor.

AKM’NİN TEPESİNE “PRESTİJLİ RESTAURANT”
Bakanım Kaymaklı Kadayıfım, süreç içinde İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Mimar Murat Tabanlıoğlu, Mimarlar Odası, Kültür Sanat-Sen ve üniversitelerden profesörlerin katılımıyla gerçekleşen “projenin revize edilmesi” ile ilgili yuvarlak masa toplantısını unutmuş olamaz, eminim. Bu toplantıda proje üzerinde son revize işlemlerinin uygulandığını bilmem dese de inanmayın, bal gibi biliyor. Onarıma ilişkin avan projenin, 2863 sayılı yasa ile ilgili mevzuata aykırı yapılan bir işlem olduğu bilirkişilerin hazırladığı raporla saptanınca, mahkeme tarafından şıpınişi iptal edildiğini, yasaya aykırı işlem yapanın Sendika değil, bizzat kendi Bakanlığı ve Ajans olduğunu da biliyor. O halde, AKM’nin aslına uygun restore edilmesini savunan ve ilk projeyi eleştiren demokratik kitle örgütlerinin, projeye lokanta eklenmesine “İstanbullu zenginlerin yemek yediği bir yer istemiyoruz” gerekçesiyle karşı çıktıklarını neden söylüyor? Söylemiş olmak için söylüyor, ama o konuda da doğru demiyor. Çünkü Bakanlığın ve Ajans’ın AKM’nin tepesine “Prestijli Restaurant” yapılması projesinin (ilgili kanun ve mevzuat gereği) terasın camla kaplanması ve dış cepheye cam asansör yapılacak olmasının (her ikisi de çelik konstrüksiyon gerektiriyormuş) binaya ek yük getireceği gerekçesiyle bilirkişi ve mahkeme kararıyla durdurulduğunu da biliyor, ama bu “hususu” da bilmezden geliyor.

KÜLTÜR VARLIĞINI TAHRİP EDENLER
Benim Çok Bilgili Bakanım, 14 Ocak 2010 tarihinde gereksinimlerle ilgili Bakanlıkça koruma kuruluna başvurularak vaziyet planı onayının gerçekleştirildiğini de biliyor. Ajans’ın, istediği proje gerçekleşemedi diye konuyu askıya aldığını, uykuya yatırdığını; yeni bir ihale yapmak yerine, ödeneğin bittiğini söyleyip aradan sıyrıldığını da biliyor. AKM için hazırlanan projenin yanlış olması nedeniyle iptal edildiğini, bunun üzerine gösterilen tepkinin ödeneği yok ederek “bertaraf” edildiğini de biliyor.

Hiç kuşkunuz olmasın, Benim Bilip de Bilmezden Gelen Bakanım, Ajans ile ilgili yasada belirtilen AKM’nin onarımı, Rami Kışlası’nın kütüphane olarak yenilenmesi, Ayazağa Kültür Merkezi’nin yapımı işlerinin Ajans’ın asli görevleri arasında olduğunu, Ajans’a nasıl olup da sorgu sual edilmediğinin perde arkasını da biliyor. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65 (a) maddesinin kültür ve tabiat varlıklarını tahrip edenlerle ilgili 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulanmasına amir olduğunu, buna göre Atatürk Kültür Merkezi’nin bu halde bırakılmasının bal gibi kültür varlığının tahrip olması anlamına geldiğini ben bildiğime göre elbette Kültürümün Bakanı da pekâlâ biliyor. Biliyor, ama bilmezi oynamayı yeğliyor.

“SUDAN VE SİYASAL NEDENLERLE MÜDAHALE”
Bakanım Ordu Fındığım, mümtaz(!) basınımıza, basınımızın bezirgânbaşılarına, dolayısıyla sürekli uyuklayan İstanbullulara: “Atatürk Kültür Merkezi yıkılmaktan kurtuldu, Sabancı’nın inayetiyle restore edilecek” diye zil takıp göbek attırıyor, ama Kültür Bakanlığı ile Sabancı arasındaki sözleşme metnini allem ediyor kalem ediyor açıklamıyor. Müsteşarı Özgür Özaslan’a, Müsteşar Yardımcısı Kemal Fahir Genç’e, Özel Kalem Müdürü Özcan Türkgücü’ne ve Sabancı Topluluğu’nun Genel Sekreteri Nedim Bozfakioğlu’na bir türlü ulaşamadığımdan, doğal olarak doğru dürüst bilemiyorum, gel gelelim AKM’nin çok amaçlı bir salon mu olacağı hususundaki merakım giderek kabarıyor.

Ben bilemiyorum, ama işte o bu sözleşmeyi de biliyor. Terzihaneleri, boyahanesi, marangozhanesi, demirhanesi; plastik, bezleme, çiçek, şapka atölyeleri; kostüm/dekor depoları şimdi olduğu gibi dışarıda bırakılan AKM’nin AKM olmayacağını, olsa olsa SAKM olacağını da vallahi biliyor.

Benim Karadeniz Yiğidi Bakanım, AKM’sine sahip çıkmayan, playback’den opera dinleyen/izleyen, akustiği olmayan salonlarda konsere giden İstanbullumun ruhunu da ezbere biliyor, onların sinmişliğinden, sessizliğinden güç alıyor.

Gözümüzün nuru dansçılarımızı bale yaşamlarını erken bitirecek sahnelerde dans etmek zorunda bırakıyor.

Sonra çıkıyor “müdahaleden” bahsediyor.

Bütün bunları, inanın bana, bilerek ve isteyerek yapıyor.

Çok, ama çok ayıp ediyor.

Üstün Akmen
Evrensel


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Gılman Kahyaoğlu Peremeci - ( 7/19/2012 )
Binlerce teşekkürlerimi sunuyorum size; Sayın Akmen...Kral çıplak, çırılçıplak dediğiniz, her şeyden önce birey olmanın bilinci ve ayrıcalığı ile bu yazıyı yazıp yayımladığınız için...Yüreğinize emeklerinize aklınıza sağlık

Muka - ( 8/5/2012 )
AKM-de ki izbe,kuytu odacığa tiyatro salonu demek için bildiğin 9 numara miyop olmak lazım.Bir halta benziyormuş gibi (kara kutu;kültür merkezinden çok vergi dairesine benziyor) orasına burasına dokunmayın diye dokuz çorap ördünüz adamların başına,sayenizde koca İstanbul-da düzgün bir tane kültür merkezi yok,restoranı olsa baş köşeye siz oturmuşsunuz bile ama şimdi yaz babam yaz,sonuç;kokuşmuş AKM yi şimdi alın başınıza çalın.

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 376
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Süt Kardeşler - Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu 2020
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Bodrum'a sanat, Kale'ye bale yakışıyor (Rengin Uz) - 8/11/2012
  • (Tiyatroda) Beyin Yıkama (Melih Anık) - 8/3/2012
  • Shakespeare - Antonius ve Kleopatra'da -Kadın- (Melih Anık) - 8/3/2012
  • Epik Tiyatro'nun Öncüsü: Bertolt Brecht ve Cesaret Ana (Özlem Özmen) - 7/26/2012
  • Zürih Balesi'nin Müziksel Görselliği: … Ve Rüzgardan Sakındı (Üstün Akmen) - 7/26/2012
  • Deutsches Symphonie Orchester'i ve Hüseyin Sermet'i Dinledik (Üstün Akmen) - 7/26/2012
  • MUHAFAZAKAR KUMPANYA'NIN ASİSTÇİLERİ VE GOLCÜLERİ (3) - Kendi Kalesine Gol Atanlar (Kemal Oruç) - 7/23/2012
  • Enver Aysever ile İskender Pala Söyleşti (Melih Anık) - 7/23/2012
  • Namussuzum gidicem buralardan (Fatma Babuşçu) - 7/21/2012
  • Ergin Orbey Taziye Sayfası - Başsağlığı Mesajınızı Yazın (Taziye Sayfası) - 7/19/2012
  • EY KÜLTÜRÜMÜN BAKANI DE BANA: AKM, AKM Mİ OLACAK, YOKSA -SAKM- Mİ? (Üstün Akmen) - 7/18/2012
  • Orda Bir Köy Var Uzakta! (Nedim Saban) - 7/16/2012
  • 70'ime Adım Attım, 69 Yılımı Kuyunun En Dibine Sarkıttım (Üstün Akmen) - 7/11/2012
  • Güngör Dilmen Taziye Sayfası - Başsağlığı Mesajınızı Yazın (Taziye Sayfası) - 7/8/2012
  • Kubilay Aktulum'un Metinlerarası İlişkiler Yapıtı Üzerine (Serkan Fırtına) - 7/4/2012
  • Ordu'da Karikatürümüz Sahnelendi: Eşeğin Gölgesi (Üstün Akmen) - 7/4/2012
  • Oh Canıma Değsin Aristophanes! (Nedim Saban) - 7/3/2012
  • Aydın Üniversitesi'nde Barut Fıçısı (Üstün Akmen) - 6/27/2012
  • Zürih Balesi'nin Müziksel Görselliği: … Ve Rüzgardan Sakındı (Üstün Akmen) - 6/27/2012
  • DEUTSCHES SYMPHONİE ORCHESTER'İ VE HÜSEYİN SERMET'İ DİNLEDİK (Üstün Akmen) - 6/27/2012
  • Oyun Atölyesi ! Özür Dile ve Bilet Paralarını İade Et! (Melih Anık) - 6/23/2012
  • Başarıyla Kotarılmış Bir Aile Dramı… Limonata (İhsan Ata) - 6/20/2012
  • TEB Başkanı'ndan Othello'dan Hamlet'e Unutuş'un Tiradı (Melih Anık) - 6/20/2012
  • Diktatör Uşaklarının Alenen Teşhir Edildiği Oyun: Gergedan (Üstün Akmen) - 6/20/2012
  • Kemanda Derinlik ve Zenginliğin Erbabı: Anne-Sophie Mutter (Üstün Akmen) - 6/20/2012
  • Müzikli Okuma Tiyatrosu Örneği: Şirin Değil, Daha da Beterdim (Üstün Akmen) - 6/20/2012
  • FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK (Nedim Saban) - 6/17/2012
  • Anason Ve Yasemin (İhsan Ata) - 6/13/2012
  • Kafka'nın Maymunu ve Çok Üzgünüm Üstün Akmen… (Melih Anık) - 6/13/2012
  • Gülan ve Yeni -Proje-si: Y.Çıktığım Gün Sakin ve Serin Bir Sabahtı (Melih Anık) - 6/13/2012
  • -Mal Bulmuş Mağribi- Olmak ya da Olmamak (Üstün Akmen) - 6/13/2012
  • Ordu Belediyesi Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali'ndeydim (Üstün Akmen) - 6/13/2012
  • Hah hah haay Aksaray (Seyhan Arman) - 6/11/2012
  • Çok Kısa Yazı (Arda Aydın) - 6/11/2012
  • Dön Baba Dönelim, Bir Forma Dönüşelim: HANS YA DA HEIRI (Üstün Akmen) - 6/6/2012
  • Kızıl Peter Hayvansa, Peki Biz Neyiz: KAFKA'NIN MAYMUNU (Üstün Akmen) - 6/6/2012
  • Tanrıların Kıvılcımını Başımıza Taç Ettik: Beethoven 9. Senfoni (Üstün Akmen) - 6/6/2012
  • Seyirci Saatli Bomba! (Seyhan Arman) - 6/5/2012
  • Lüküs Hayat ve had bilmek! (Seyhan Arman) - 6/5/2012
  • Devlet ve Tiyatro İlişkileri (I) (Savaş Aykılıç) - 6/5/2012
  • Modern Anti Kahraman HAMLET (Cüneyt İngiz) - 6/4/2012


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    17 Şubat'tan itibaren her PAZARTESİ Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Hangisi Karısı, 5. Sezonunda!
    Istanbul Fringe Festival - Uluslararası Performans Sanatları Festivali (18-22 Eylül 2019)

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |