| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Aşk Halleri Bir Başka Olur Bu Mevsimde
Mustafa Göksal



Yine bir hafta sonu ve yeni bir tiyatro günü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni oyunlarından olan “Aşk Halleri”ne biletimize önceden almıştık. Normalde tiyatroya gitmeden önce oyun hakkında yapılan yorumları araştırmam. Fakat bu sefer araştırdım. Okuduklarım karşısında biletimi bir başkasına vermeyi bile düşündüm. “Vakit ve zaman kaybı, gereksiz, konusuz, bir anlam göremedim, adında aşk var gerisi boş” tarzında yorumlar vardı, bir de araya serpiştirilmiş “güzel oyun” sözcükleri. Yine de tiyatro başkadır, hele kışın daha bir başka. İzledikten sonra kendi yorumumu yaparım düşüncesiyle kendimi tiyatro salonunun önünde buluverdim. Arkadaşlarım ile yerimizi aldık ve yorumlardan arındırılmış zihnimizi tamamen oyuna verdik. Arkadaşım oyun hakkında; “insanlar ayakta izledi” diye bir bilgi edinmişti. Şaşırdım doğrusu. Nasıl olurda bir tiyatro ayakta izlenir, daha doğrusu salon dolunca nasıl ayakta izlemeye izin verirler. Oyun başlayınca gördük ki, bu durum oyunun bir parçasıymış. Bu bilgiyi arkadaşıma veren kişi belli ki böyle durumlara karşı yabancı.

Oyun hakkında kısa bir bilgi vereyim. Oyun bir okuyucu (yazar) olmak üzere on bir kişiden müteşekkil. Yönetmenliğini “Dullar” oyunundan hatırlayacağımız Hülya Karakaş yapmış. Dullar oyununu izleyenler yönetmenin bu oyun üzerinde aynı usuldeki yöntemlerini hissetmiştir. Oyun yazarı ise Nezihe Meriç’tir. Oyundaki müzikler ise Türk Müziğinde bir çınarın elinden çıkmış, Neşet Ertaş’a ait. Aşk Halleri, Nezihe Meriç’in aşk üzerine yazdığı çeşitli öykülerden (Yandırma ve Gülün içinde Bülbül Sesi Var) derlenen, insanları yakından ilgilendiren ortak yaşantıları, beklentileri ve kaygıları bir arada buluşturan sıcak bir uyarlama halinde karşımıza çıkıyor. İnsan hayatındaki en temel duygulardan biri olan aşkın, neredeyse tüm halleri gözler önüne seriliyor. Aşkın itici gücüyle her zaman umuda açılan bir kapının var olacağı düşüncesi irdeleniyor.

Sahne tasarımı ise oldukça mütevazı idi. Yeri geldi bir apartman dairesi oldu, yeri geldi bir tepeye, yeri geldi bir parka dönüştü. Bazen de dedikodu yapan kadınların oturma odasındaki koltuklara dönüşerek hayat buldu. Kostümler ise (pek kostüm göremedim) oldukça sıradan, kostüm demeye bin şahit isteyen türden. Yani tasarlamaya gerek kalmayan elbiseler vardı. Her yerde bulabileceğiniz türden.

Oyun yapılan yorumları destekleyici değildi. Öyle zaman ve para kaybı olarak görmedim doğrusu. Oyunda bir bütünlük olmaması en büyük handikap olarak karşımıza çıkıyor. Canlandırılan karakterlerin hayatın belli kısımlarından anekdotlar olarak izleyiciye sunulması hoş olmamış. En kötü konusu olan bir oyun, konusu olmayan bir oyundan daha iyidir diye düşünüyorum. Oyunda anlatılanlar birbiri ile bağlantılı olabilseydi, belki de oyunun akıllarda kalma olasılığı daha yüksek olacaktı. Oyunda bağlamanın canlı olarak çalınması ve tüm kadronun söylenen şarkılara eşlik etmesi güzel bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca tüm oyuncuların oyunu izleyiciyle birlikte izlemesi ve kostümleri izleyici karşısında giymesi de oyuna farklı bir hava katmış. Oyundaki okuyucunun (yazar) söylediklerinin bazıları da kayda değerdi doğrusu.

“İnsana ait her bir şeyin içinde özlenen o tanımlaması olanaksız duygu eve aittir. Ev insanın aynasıdır. Yazdım… Burukluğu kırıklığı yazdım. İhaneti, aşkı yazdım. Yazarak içimdeki kederi dağıttım. Şimdi kendi kapımı da açmalıyım. Baharatın, kaynatılmış reçellerin, yaz ve kış meyvelerinin kokusunu çekmeliyim içime. Mutfak, kadrini bilene yaşamdaki cennettir. Cennetimden hiç çıkmamalıyım.”

Oyunun izlenmesi gerektiği kanısını taşıyorum. Sıkıldığınız anlar muhakkak olacaktır; ama oyundan hoş bir duygu ile ayrılacağınız şüphesiz. Oyun bitip birkaç kişi oyuncuları ayakta alkışlayınca arkadaşım yaptığı yoruma gülmemek elde değildi: “Kesin bunlar akrabalarıdır. :))” Güzel bir hafta geçirmeniz ümidiyle.

“Gül sunan elde daima bir miktar gül kokusu kalır.”

Mustafa Göksal

Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Seray - ( 2/8/2011 )
Aşk Halleri ve Neşet Ertaş denilince insan yürekten yakacak birşeyler bekliyor ama malesef oyunda gerçek aşka dair hiç birşey yok. Hayatımda izlediğim en sıkıcı ve bana anlamsız gelen oyundu. Konular birbirinde çok kopuk. Türküler ziyan edilmiş, üzülerek söylüyorum ki zaman kaybı...

Hülya Karakaş - ( 2/8/2011 )
Her oyuna bir arkadaşımı,ya da ailemden birini çağırıyorum.Olmadı para verip adam tutuyorum ama seyircinin sevebilme ihtimalini hiç düşünmüyorum

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 252
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
'Ağaçlar Ayakta Ölür' - Nevra Serezli ve Tiyatro Kare (Füsun Akmen Balkaya)
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • İki salkım halat, iki metre kumaşla Romeo ve Juliet yapılır mı, deli derler adama! (Ebru Seyhan) - 2/20/2011
  • Bir oyundan çok fazlası… Pir Sultan Abdal (İhsan Ata) - 2/14/2011
  • Aynı Twit'de Bir Tiyatrocu (Engin Alkan) ve Bir Eleştirmen (Yaşam Kaya) (Melih Anık) - 2/13/2011
  • Bir Öykü Sevdalısı ile Bir Türkü Âşığının Buluşması: Aşk Halleri (Selçuk Çelik) - 2/12/2011
  • Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum(Muyum?) (Cüneyt İngiz) - 2/12/2011
  • Mekan Artı'da EKİP'ten Oyun(un) Sonu (Beckett) (Melih Anık) - 2/10/2011
  • Gelinmiyorsa Gidilir Arkadaş! (M. Erkul Eğilmez) - 2/10/2011
  • Lafla Pişirilmiş Aşureden Oyun Çıkarmak: Şişman Domuz (Üstün Akmen) - 2/9/2011
  • Teksti Tanıyanın Anlayacağı Oyunlar'ın Sorumlusu Kim? (Melih Anık) - 2/9/2011
  • Çığ, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda! (İhsan Ata) - 2/7/2011
  • Aşk Halleri Bir Başka Olur Bu Mevsimde (Mustafa Göksal) - 2/6/2011
  • Delidir Ne Yapsa Yeridir! (Nazım Sarıkaya) - 2/3/2011
  • İstanbul Devlet Tiyatrosu'ndan Tertemiz Bir Yapım: Temiz Ev (Üstün Akmen) - 2/2/2011
  • Ezber Bozan Vanya Dayı (Çehov) - Tiyatro Stüdyosu (Melih Anık) - 2/2/2011
  • Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) - Hesap Geçici Olarak Kapalı (Melih Anık) - 2/1/2011
  • Ali Sürmeli'den Resimli Osmanlı Tarihi (İhsan Ata) - 2/1/2011
  • Kadın Hayattır Memattır Kadın (Selçuk Çelik) - 2/1/2011
  • Oyunculuk Üzerine Yapılan Muhabbetin Işığı Söndü, Gölgeler Kaçıştı (Füsun Balkaya) - 1/31/2011
  • Eller Yukarı Donlar Aşağı: Elbiseler Fora (Cüneyt İngiz) - 1/31/2011
  • Kitap Tanıtımı: Kadın Sığınağı (Tuncer Cücenoğlu) (Serkan Fırtına) - 1/30/2011
  • İstanbul Hatırası - İstanbul Şehir Tiyatrosu (A. Emrah Özdilek) - 1/30/2011
  • İyi Bir Yurttaş Aranıyor - Tiyatro Mıh (A. Emrah Özdilek) - 1/30/2011
  • Dramaturg ve Dramaturgi Olmayınca... : Kadın Sığınağı (Üstün Akmen) - 1/28/2011
  • Gülhane Parkı'nda Bir Gün (Cüneyt İngiz) - 1/27/2011
  • Tıksırıyorum Öyleyse Varım (Yurdagül Yurtseven) - 1/26/2011
  • Selahattin Duman’dan Dumanaltı Aşklar... (İsmail Can Törtop) - 1/26/2011
  • Eğitim ve Tiyatro (Rasim Aşın) - 1/21/2011
  • Yüksek VOLTtaj Hattındaki TİLT (Melih Anık) - 1/21/2011
  • Kent Oyuncuları'nda 50. Yıl Kutlaması: Zorla Güzellik (Üstün Akmen) - 1/20/2011
  • Su Mu Dökeyim Kafanıza? (M. Erkul Eğilmez) - 1/20/2011
  • Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda Bir Başkaldırı Öyküsü: Aklı Havada (Üstün Akmen) - 1/18/2011
  • Hikaye-i Surname 2010 (Cüneyt İngiz) - 1/18/2011
  • Oyun Atölyesi'nin Macbeth Çevirisinden İki Dize ve Tiyatroda Saygı (Melih Anık) - 1/17/2011
  • Ahmet Levendoğlu ve Tiyatro Stüdyosu 20 Yaşında (Melih Anık) - 1/17/2011
  • Haldun Dormen: Keyif Adamıyım Ben (Röportaj) (Onur Şimşek) - 1/17/2011
  • Çocuk Tiyatrosuna Bakışımız (Rasim Aşın, Nurdan Özgür) - 1/12/2011
  • Geçmiş Yılı, Hıfzı Topuz ile Birlikte Paris'te -HAM- Eyledim... (Üstün Akmen) - 1/12/2011
  • Kavuklu'nun Muhtarlığı (Halil Aksoy) - 1/10/2011
  • Ahududu (Komedi Oyunu) (Saniye Demirel'in Çevirisi) - 1/10/2011
  • Salaklar Sofrası (H. Can Utku'nun çevirisi) - 1/10/2011
  • Postmodernist Kültür Üzerine Bir İnceleme (Serkan Fırtına) - 1/10/2011


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    5 Kasım'den itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları, Özel Tiyatrolara Kasım Ayında da Sahnelerinde Yer Veriyor
    oyun atölyesi'nde yeni sezon başlıyor...

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |