| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Dopdolu Bir Geçmişin Damıtılmışı: Eski Testi Doktorunun Anıları
Üstün Akmen




Muğla Üniversitesi’nce onursal doktorluk unvanı ile ödüllendirilmiş, Türkiye’nin ilk sualtı arkeologu Oğuz Alpözen’i tanır mısınız? Ben tanıdım. Tanıdım ve tanıdığım için onurlandım. Yıkık Bodrum Kalesi’ni, dünyanın en büyük Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne dönüştürendi o ve müzenin “isim babası”ydı. Profesyonel bir turist rehberi olarak da ün yapmıştı. Bodrum Müzesi’nin, 61 yaşını “idrak edenin” emekliliğe kurban edilmişgillerinden eski müdürü Oğuz Alpözen’i tanıdığımda, bu ülkede başarılı olmanın zorluğunu düşünmüş, “tarifi imkânsız” bir hüzne gömülmüştüm.

Türkiye'de, hiç mi hiç önemsenmeyen kültür alanında iş becermek hünerdi. Türkiye'de nitelikli insan gücü tükenmişti. Yönetim kadroları yetersizdi. Oğuz Alpözen gibilere, bu ortamda doğal olarak yaşam hakkı verilmemeliydi ve de verilmemişti. Söyleşirken ve keyifli bir Bodrum akşamında Alpözen’in şen kahkahalarıyla gevşerken, bir ara: “Alpözen neden anılarını toplayıp kitaplaştırmaz ki,” diye içimden geçti. Geçenlerde baktım ve gördüm ki kitaplaşmış anılar, kocaman bir cilt olarak (tam 378 sayfa) elimdeydi.

Oğuz Alpözen, 1978 yılının Haziran ayında Bodrum Müzesi’ne müdür olarak atanmasını izleyen ilk günlerinden itibaren inanılmazı gerçekleştirmiş, tüm olanaksızlıklara karşın restorasyona kalkışmış bir kültür misyoneriydi. Çoraklığı yeşilliğe dönüştüren doğa havarisiydi. Dünyada ilk kez gerçekleştirilen bir yöntemle, Kayra Prensesi’ne “can veren”di. Gene dünyada ilk kez, bir "Doğu Roma Batığı"nın sergilenmesine ön ayak olan “sergüzeşt”ti. Bir cam batığa estetik katan zevk sahibiydi. Müze bahçesinde tavus kuşu beslediği için hakkında soruşturma açılan “cengâver”di.

Bodrum Kalesi’ni bugünkü değil dünkü konumuna ulaştırandı Oğuz Alpözen. Neden “dünkü” derseniz: “bıraktığı nimetlere kimse gözü gibi bakamadı da ondan,” diye yanıtlarım. Müzesinde her yıl yeni bir bölüm açan, bilimsel kongrelerde tanıtıp yayınlayan, bilimsel çevrelerde ünüyle anılan bir müzeciydi.

Karyalı Prenses, Tunç Çağı Batıkları, MS. VII. Yüzyıl Doğu Roma Gemisi, Cam Batığı, Türk Hamamı, Komutan Kulesi hep onun düzenlemeleriydi.

Müzecilik sempozyumlarında müzecilerin her yıl kendisinden yeni bir çalışma beklediği asla “müzelik olmayan” örnek bir müzeciydi.
* * *
Evet, yeni yılın bu ilk ayı içinde okumanızı önerdiğim, çağdaş şövalye Oğuz Alpözen’in kitabı, “Eski Testi Doktorunun Anıları (*)” başlığını taşımakta benim Saygın Okurum. Tam seksen dört bölümden oluşan bu kalın kitabı elinize aldığınızda çok kısa bir süre içinde bitireceğiniz konusunda rahatça iddiaya girebilirim. Oğuz Alpözen’in çocukluğu da, gençliği de üniversite yaşamı da, 1962 yılında Bodrum Yassıada sualtı kazısına nasıl gönderildiği de, batığa ilk dalışı da, askerliği ve sonrasındaki devlet memurluğu da hiç kuşkum yok ki ilginizi çekecek. Oğuz Alpözen’in rahat, yalın yazı dili sizi çekip çevirip, onun soylu uğraşlarla dolu geçmişine götürecek. 2001 yılında tüm gücüyle Bodrum Kalesi depolarını nasıl düzenlediğini; Turkcell-Ericsson firmalarının desteğine yaslanarak kazı başkanlığını yaptığı Bodrum Antik Tiyatro’su onarımını nasıl tamamladığını roman tadı alarak okuyacaksınız. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün efsane başkanı Ali Şen’in kaleyi ziyareti ve Ali Şen’in Rus konuklarına müzenin Orta Çağ atmosferinde nasıl Orta Çağ usulü bir yemek düzenlediği; bir müzede eser sergilemenin temel felsefesinin ne olduğu bölümleri dudak kıvrımlarınızda küçük gülücükler oluşturacak. Kulelere tanıtım levhası asmak, kale bahçelerine kaktüs ve begonville dikmek için nasıl özel kararlar çıkartıldığının; bu arada Kültür Bakanlığı’nın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun bir kararının yer aldığı bölümleri okurken, hiç kuşkum yok içinizi hüzün basacak.

Oğuz Alpözen, Bodrum Kalesi’nde Gatineau Kulesi ve çevresindeki iç hendek düzenlemesini yaparken bir keresinde “Zindan”ı ortaya çıkarmış, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İzmir Röneve ve Anıtlar Müdürlüğü, Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü’nün katkıları ile kulenin restorasyonu yapmış ve “Zindan”, dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar tarafından 1994’de ziyarete açılmıştı. O günlerde anlı şanlı medyamızdan izlemişsinizdir mutlaka, anımsarsınız.

Ben de gezdim gördüm, bu bölüm hiç kuşkum yok, müzenin en çok ilgi çeken bölümlerinden bir bölümdü. Kültür Bakanlığı’nın da açılışından bu yana zindanı kendi Internet sitesinde “İnde Deus Abest (Tanrının bulunmadığı yer)” olarak yayımladığını dün biliyordum, bugün anımsıyorum. Buradaki Latince yazının yanına İngilizce ve Türkçe karşılıklarının yazılmış olduklarını da…

İyi de, neden Tanrının bulunmadığı yer? Tanıştığımız akşam, Oğuz Alpözen’den öğrendiğimi gelin size satayım. Gatineau Kulesi’nin dış kapısı üzerinde Jacques Gatineau’nun ve Magnus Magister Emery d’Amboise’nin armaları bulunmaktaymış. Kuleden yirmi üç basamakla inilen iç kapı üzerindeyse “Tanrının bulunmadığı yer” anlamına gelen o Latince ibare yazılıymış. Şövalyeler, kaleden çekilirlerken ileride kendilerini suçlayacak bu belgenin nedense farkında olamamışlar. Olamadıkları için olsa gerek, belgeyi Alpözen’in gözünden kaçıramamışlar.

Gün gelmiş, devran dönmüş, meydanlar gümbür gümbür gümbürdemiş, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün’den müze müdürlüğüne gelen bir yazıda, zindan girişinde bulunan tabelanın kaldırılması ve Latince yazının da tarihi arkeolojik değeri olmadığı gerekçesi ile kazınması istenmişti. Soyadı “düzgün” olan Orhan Bey, Latince yazının kazınmasını istemişti istemesine de, bu isteği yaparken müzeler tarihinde bir ilke imza attığının hiç de ayırtında değildi. Meğer Genel Müdür, İç Hizmetler Yönetmeliği uyarınca arkeolog, sanat tarihçisi ya da filolog olması gerekirken, doğrudan kaymakamlık makamı tarafından bu göreve atanmıştı. İyi de, kaymakamlık tarafından müzecilik bir bilim dalı sayılmıyor muydu? Bu tür göreve geleceklerin de bu eğitimi almaları gerekmiyor muydu? Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana “teamül” bu yönde çalışmıyor muydu? Bir arkeolog, yasalar ve yönetmelikler uyarınca kaymakamlık yapamayacağına göre, bir kaymakamın müzeler genel müdürü olması komik olmuyor muydu?

Bu trajikomik olayı “vakti zamanında” ben de kalemime dolamıştım. “Eski Bir Testi Doktorunun Anıları”nın son bölümünde, emekli olduktan altı yıl sonra “İnde Deus Abest” yazısı nedeniyle nasıl suçlandığını Oğuz Alpözen’in olayı köpürtmeyen biçemiyle okuyacaksınız. Oğuz Alpözen’in emekli olduktan sonra “vay, kalenin kuzeybatı köşesine neden çiçek diktirdin”, “amanın, minarenin boyunu neden 35 cm uzun yaptırdın”, “seni gidi seni, kalenin dışında mendireğin dibinde belediyenin yaptırdığı tuvaleti niçin yıktırmadın”, “bre zındık, sualtından çıkarılan altın eserleri sahteleriyle mi değiştirdin”, “kâfir, o eserlerin asıllarını Amerika ve İngiltere’ye mi gönderdin” safsatalarıyla uğraşısına da ayrıca ortak olacaksınız.

Ve büyük bir olasılıkla, kitabın adının nasıl olup da “Vurun Bürokrasinin Rasyonelliğine” konmadığına hayıflanacaksınız.

Şayet yolunuz düşer de Bodrum’a giderseniz ve de Oğuz Alpözen’in Gümüşlük yolu üzerindeki Dereköy mevkiinde bulunan “Oğuz Alpözen Sanat Galerisi”ni ziyaret olanağı bulursanız, galerinin çok özel bir tasarımla yapılmış olan taş binasının dış duvarlarında bulunan ve her biri ayrı anlam taşıyan kabartmalarına şaşırarak işe başlayacaksınız.

Bu galerinin değil Bodrum Yarımadası’nda, Türkiye’de bir eşi menendi olmadığınıysa içeriye girdikten sonra anlayacaksınız.
(*) “Eski Testi Doktorunun Anıları” – Dr. hc. Turgut Oğuz Alpözen /Yapım ve Dağıtım: Zero Prodüksiyon, Telefonları: 0212 244 75 21, 0212 249 05 20

Üstün Akmen
Evrensel Gazetesi


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 731
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
'Ağaçlar Ayakta Ölür' - Nevra Serezli ve Tiyatro Kare (Füsun Akmen Balkaya)
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Çehov - Vişne Bahçesi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBŞT) (Melih Anık) - 1/23/2009
  • Şarkıların Annesi Aysel Gürel, Çocuk Tiyatrosunda da Yaşamaya Devam Ediyor (Yurdagül Yurtseven) - 1/23/2009
  • Verin bir önyargı, dünyayı yerinden oynatsın: Kırmızı Pazartesi (Üstün Akmen) - 1/21/2009
  • İzmir Sanat Kulesi (Ulaş Tuzak) - 1/19/2009
  • Bürokrasi dolambacında bir vatandaşın öyküsü: Deri Ceket (Üstün Akmen) - 1/16/2009
  • Kel Oğlum Keleş Oğlum (Çocuk Oyunu) (Fevzi Günenç) - 1/16/2009
  • Eşik - Ankara Devlet Tiyatrosu (Ahmet Olcay) - 1/15/2009
  • Şehir Tiyatroları bir ailedir edebiyatı (Feridun Çetinkaya) - 1/14/2009
  • Ful Yaprakları ~ Civan Canova (Karin Kökciyan) - 1/14/2009
  • Eşkıya dünyaya hâlâ hükümdar olmakta: Rahat Yaşamaya Övgü (Üstün Akmen) - 1/13/2009
  • Dopdolu Bir Geçmişin Damıtılmışı: Eski Testi Doktorunun Anıları (Üstün Akmen) - 1/13/2009
  • Fiko Baba Özledik Seni (Yurdagül Yurtseven) - 1/12/2009
  • Bir Şubat Gecesi (Çocuk Oyunu) – İstanbul DT (İsmail Can Törtop) - 1/11/2009
  • Balıkesir Muhasebecisi: Para istemeyiz, namus isteriz! (Rengin Uz) - 1/11/2009
  • Aklımızın gerisindeki diyaloglar: Dolu Düşün Boş Konuş (Üstün Akmen) - 1/10/2009
  • oyun atölyesi’nin tek muhatabı var: seyirci! (Oyun Atölyesi) - 1/9/2009
  • Yaban Ördeği (H. Ibsen) – Antalya Devlet Tiyatrosu (Öznur Çetin) - 1/9/2009
  • Oyun'un Oyunu Mu? (Yurdagül Yurtseven) - 1/8/2009
  • Brecht Gecesi ve Sayın Site Yöneticisi (Aslı Nişancı) - 1/8/2009
  • Yedi Tepeli Aşk Oyunu Yasaklanırken Kim Nerede Ne Yapıyordu? (Nedim Saban) - 1/8/2009
  • Tiyatroda Kurban Geleneği (Savaş Aykılıç) - 1/8/2009
  • Her türlü insan davranışı suç olabilir: İstanbul’da Bir Dava (Üstün Akmen) - 1/8/2009
  • Erhan Yazıcıoğlu Söyleşisi - Tiyatrolar Alkıştan Yıkılsın! (Yurdagül Yurtseven) - 1/7/2009
  • Çılgın Dünya - Van Devlet Tiyatrosu (Ahmet Olcay) - 1/6/2009
  • Can Doğan'dan Feridun Çetinkaya'ya Cevap Yazısı (Can Doğan) - 1/6/2009
  • Okday Korunan Söyleşisi (Savaş Aykılıç) - 1/6/2009
  • Doğru Yerde miyiz? (Arda Aydın) - 1/5/2009
  • Avrupa Tiyatro Sanatçıları Toplantısı (İlkay Sevgi) - 1/5/2009
  • Bugün Yeditepeli Aşk, Yarın... (Nedim Saban) - 1/4/2009
  • Hülya Karakaş'ın disipline verildiği Şehir Tiyatroları'nda despot zihniyeti -altın dönemini- yaşıyor (Feridun Çetinkaya) - 1/4/2009
  • 2008'in son saatlerindeki önlenemez düşüncelerim (Üstün Akmen) - 1/3/2009
  • Tanrı Şehir Tiyatrosu'nu 90'lı Yılların -Ruh-suzluğundan Korusun (Can Doğan) - 1/3/2009
  • Testosteron Üzerine Zorunlu Bir Açıklama (Melih Anık) - 1/1/2009
  • Hülya Karakaş'tan Orhan Alkaya'ya Açık Mektup (Hülya Karakaş) - 12/30/2008
  • Tiyatronun Kuru Fasulye ile Bağlantısı (Nihat Keleş) - 12/30/2008
  • Yanmak… Kül Olmaktır Sivas Ellerinde... (Yurdagül Yurtseven) - 12/29/2008
  • Marx’a susadığımız kadar Brecht’e de susamışız! (Cansu Fırıncı) - 12/29/2008
  • SÜRMANŞET: Her türlü eyleme hazır mısınız? (Rengin Uz) - 12/29/2008
  • Oyun Atölyesi - Testosteron: Soytarılar Panayırı (Melih Anık) - 12/28/2008


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    5 Kasım'den itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları, Özel Tiyatrolara Kasım Ayında da Sahnelerinde Yer Veriyor
    oyun atölyesi'nde yeni sezon başlıyor...

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |