Cumartesi gecesi Aya İrini'deki açılış konserinde adeta dilimize bir parmak bal çalındı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi muhteşem bir geceyle sezonu açtı ve tüm yılın da aynı görkemle geçeceğini müjdeledi.
İnanılmaz bir geceydi, Aya İrini'de tek bir boş sandalye kalmamış, o tarihi taş merdivenleri bile insanlara yetmemişti. Gecede renkli kostümleriyle sahneye çıkan İstanbul Devlet Operasının başarılı sanatçılarından, birbirinden güzel aryaları, Türkiye'nin en iyi akustiğe sahip mekânında dinlemek gerçekten büyük bir ayrıcalıktı.
Hoffmann'ın Masalları operasından dinlediğimiz ve izlediğimiz "Les oiseaux dans le charmille"de, Sirel Yakupoğlu'nun oyunculuğu ve sesi gerçekten çok başarılıydı. Performansıyla sahneden gözümü bir an olsun ayırmamamı sağladı. Ayrıca operanın sıkıcı bir sanat aktivitesi olduğunu düşünenlerin kesinlikle bu eseri görmesi gerektiğini düşünüyorum. Opera ile ilgili tüm fikirlerinizin değişeceğinden emin olabilirsiniz.
Eserlerin aralarında zaman zaman sahneye çıkan İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin Genel Müdür ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan'ın bu güzel gecede birkaç müjdesi de oldu elbet. Özellikle Avrupa yakasında oturan ve Atatürk Kültür Merkezi kapandıktan sonra operadan biraz olsun ayağını kesen opera severlerin, henüz kesinleşmese de, heyecanlanmasına sebep olacak bir haber; Beşiktaş Belediyesi ile yapılan görüşmeler eğer olumlu sonuçlanırsa, artık Avrupa yakasında da bir opera sahnemiz olacak. Avrupa yakasında oturan biri olarak ben de bu görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını gönülden diliyorum.
Suat Arıkan'ın verdiği güzel haberlerden bir diğeri de "Opera demode" diyenlere bir cevap niteliği taşıyor. 20. yüzyılın opera yazarlarından Benjamin Britten'ın "The Turn of the Screw" eseri. Korku opera olma özelliğiyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi için bir ilk niteliği taşıyor. Sadece korku operası olmasıyla değil aynı zamanda operanın sahnelenişi sırasında her enstrümandan da bir tane oluşu yani her enstrümanın "solist" olması özelliğiyle de eşsiz bir eser olacağı gayet açık. Şu anki programa göre temsiller 16 - 19 ve 21 Nisan tarihlerinde Kadıköy Süreyya Operası'nda gerçekleşecek. Tabii Beşiktaş Belediyesi'yle anlaşmaya varılırsa bu tarihlere yenileri de eklenebilir.
Bu gecede çocuk oyunlarıyla ilgili de bir müjde verdi Suat Arıkan; artık unutulmuş olan uzuneşek, körebe, saklambaç gibi çocuk oyunlarını çocuklara öğretecekler.
İnteraktif bir şekilde gerçekleşecek olan bu oyunlarda, temsil esnasında çocuklar da sahneye çıkarak oyuna eşlik edecek; unutulmaya yüz tutmuş bu oyunların sahnedeki aktörleri olacaklar. Kesinlikle her ailenin çocuğunu en az bir defa böyle bir oyuna götürmesi gerektiğini düşünüyorum.
10 Mayıs tarihinde Selman Ada'nın "Mevlit" ve W.Amadeus Mozart'ın "Requiem" (ağıt) eserleri birlikte seslendirilerek dünyaca ünlü opera sanatçımız Leyla Gencer'in 2. ölüm yıldönümü anısına sahnelenecek.
Ertesi gün yapılacak Genç yetenekler konserini de kaçırmamanızı öneriyorum şimdiden.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Kadıköy Süreyya Sahnesi'nde 5 Ekim'de Creatures balesiyle sahnelerini açacak ve ardından 16 Ekim'de La Traviata temsili ile birlikte opera sezonu da açılmış olacak.
Bunun yanı sıra Türkçe olarak sahneye konulacak Şen Dul opereti ve Mançalı Adam müzikalinin opera versiyonu da Kadıköy'de Süreyya Sahnesi'nde olacak sezon boyunca.
Sadece operadan bahsetmek yetersiz kalır tabii. Gecede izlediğim kısa tanıtımlardan da gördüm ki baleler de kesinlikle izlenmeye değer. "Creatures" ve "Batık" yeni sezon eserleri olmakla beraber daha önce sahnelenmiş "Otello" ve "Don Kişot" baleleri de sezon boyunca seyircilerle buluşmayı bekleyecek.
Ö. Seda Öztürk
Sabah