| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Kış Uykusundan Bahara 2014 Dönümü
İlkay Sevgi




Kış Uykusundan Bahara 2014 Dönümü

Altın Palmiye,
Yılmaz Güney’in Yol filminden 32 sene sonra tekrar Türkiye’nin.

Filmin yıldızlarından Tamer Levent: “SOMA FACİASININ TEMELİNDE YATAN İNSANA DEĞER VERMEMEK VE ÖZENSİZLİĞE KARŞIN, ÖZENLE YAPILMIŞ BİR İŞ DEĞERİNİ BULDU !NURİ BİLGE CEYLAN, ÖDÜLÜ SON BİR YIL İÇİNDE ÜLKEMİZDE SOMA’ DA VE DİĞER OLAYLARDA ÖLEN İNSANLARIMIZA ADADI!”

Ülkemizin kara haberlerden yıldığı bu günlerde bize nefes aldıran, bizi coşkuyla dolduran bu filmin, yönetmeninin ve oyuncularından Tamer Levent’in hikayesine yakından bakmaya ne dersiniz?

1_’ Kış Uykusu’ filminde çiftlik sahibi rolünü canlandırdınız. Size teklif ne zaman geldi? Senaryoyu ilk okuduğunuzda neler hissettiniz?

2013 Mart ayı idi sanıyorum. Çok hoşuma gitti.Çünkü çok iddialı bir senaryo idi.Üstelik hayatımda gördüğüm en kalın senaryo dosyası idi!İnsan ilişkilerini bir çiftin evliliği üzerinden inceliyordu.Kimsenin tarafında saf tutamıyordum.Bu insanlık yaşamına akvaryumun dışından bakan bir göz olma duygusu yaratıyordu insanda! Üstelik içtenlikle öz eleştiri yapabilme empatisi yaratıyordu.Ebru ve Nuri Bilge Ceylan'ın böyle bir senaryo yazma kararlılığı göstermeleri,bana mutluluk ve umut vermişti.Sanatsal alanda böyle çalışmalar yapmayı sürdüren ve de başarı kazanmak için her türlü özeni dürüstçe göstermeyi büyük bir sorumlulukla üstlenmiş olmaları beni çok etkilemişti.

2_ Filmin çekimleri nasıl geçti? Nuri Bilge Ceylan Cannes’deki başarılarıyla dünyayı şaşırttı. Peki sette nasıl bir yönetmen, oyuncularla kurduğu diyalog nasıl?

Aynı titizlikle. Profesyonel oyuncu ile çalışmanın avantajlarının prodüksiyona yansıyacağını bize hissettirmesi nedeni ile, sorumluluk alarak, ortaya çıkacak bu riskli işe, sonuna kadar destek olma isteği ile geçti.Bu zorlu filmin taşıyacağı iddiaları daha o zamandan biliyorduk. Dolaylı ya da direkt olarak roller üzerine konuşarak,bundan başka bir şey düşünmeyerek çalıştık.Nuri Bilge hem kişilikler üzerinde hem de görüntülerde çok titizdi.Zaten daha önceki işlerden de bilinen özelliği idi bu. Biz de bu titizliği onunla memnuniyetle ve sorumlulukla paylaştık.



3- Sizce filmin dünyaya verdiği mesaj ne oldu? Avrupa bu filmi niçin bu denli benimsedi?

Ben SANATA EVET diyerek 35 yıldır, insanın yaşamında farkındalıklar ve kendini yönetmesi, estetik algılarını geliştirmesi ve iyi iletişim kurması konusunda sanat felsefesine dayalı yaşam biçimi önerisinde bulunuyorum.Nuri Bilge benim gibi düşünmüyor olabilir, ama Cannes de filmi ilk izlediğimde, insan yaşamına getirdiği eleştirel bakış ve bu bakışın insanlarda yarattığı öz eleştiri hissi,benim düşündüğüm sanata evet felsefesi ile çok örtüşüyordu.Dünyanın bence yaşadığımız bu zaman diliminde böyle bir filme ihtiyacı vardı.Ama böyle bir film yapmayı herkes göze alamazdı.Nuri Bilge Ceylan aldı,üstelik 3 saat 17 dakikalık bir film yaptı.Bu süre de filmin benimsenmesini engellemediğine göre, insanlığın içinde yaşadığımız zaman diliminde bu filme ihtiyacı olduğunun göstergesidir bu !

4- Uluslararası ödüllere yabancı değilsiniz, geçen seneki sinema filminiz ‘Tepenin Ardı’ çalışmanız da ödüllere doymadı. Biraz da bu filmden bahseder misiniz?

O da çok sevdiğim bir film idi. Oradaki Faik rolü ilk kez denediğim bir kompozisyondu. APSA da en iyi aktör adayı oldum, Ankara Film Festivalinde en iyi aktör ödülü aldım. Film tüm dünyada 36 ödül aldı.Yönetmenimiz Emin Alper in ilk uzun metraj filmi idi üstelik. Orada da çok rahat çalıştık.Tam bir ekip dayanışması vardı. 3 hafta boyunca birbirimizden hiç ayrılmadık. Filmin işlediği konu yine insanlık hakkında her şey denebilecek, bir eksen etrafında oluşan durumlar ve öz eleştiri idi.Tüm dünyaya derdini anlattı. Bol da ödül aldı. Demek insanlar birbirlerine benziyor. Aynı şey Kış Uykusu’nda da geçerli.

5- Devlet tiyatroları aktörü ve yönetmeni olarak sinema ile ilişkiniz nasıl? Tiyatro ve sinema yapmanın ayrıldığı noktalar var mı? Bir avantaj olarak gözükse de tiyatro ve sinema oyunculuğunun farklı beklentileri var diyebilir miyiz? Geçen sene sahibi olduğunuz en iyi oyuncu ödülünü de düşünürsek bu farklılığı aşmak, insanın kendisini sürekli aşması ile ilgili bir süreç mi? Oyunculuğunuz her zaman yenileniyor mu?

Eskiden hiç yoktu. Hatta o zamanlar hiç de olmamalı diye düşünüyor bile olabilirdim. Ama buna rağmen, Yazılar Filmatik isimli, senaryosunu Yılmaz Onay ın yazdığı TRT filminde oynamıştım. Bir de Samum isimli Polonya filminde.Konservatuardan mezun olduğum yıllarda da Türk Romanı ve Gerçekler isimli edebiyat dizisi programında yer almıştım.O zamanlar TRT de yayınlanan ilk TV sanat programı Yaşasın Sanat programının sunuculuğunu yapmıştım.Ama bunları asla ünlü olmak,para kazanmak gibi düşünceler taşımadan, sorumluluk duygusu ile yapmıştım.Daha doğrusu, profesyonel olarak İstanbul’da sinema ve TV işleri yaparsam, ticarileşirim diye de düşünüyordum hatta. Bunun da tiyatroya zarar vereceğini düşünüyordum..Ama 2000 sonrası, bu piyasaya girmeye başladım.Hala tam olarak girdim mi bilemiyorum.Ama artık sinemanın etkisini, ulaştığı geniş kitlelerle kurduğumuz iletişimi görerek mutlu oluyorum.Sinemanın teknolojik olanaklarını ve bunun dramatik aksiyonlara kattığı zenginliği de çok seviyorum. Hele iyi bir iş de çalışmak bana haz veriyor. Ben dramanın insanlık ile kurduğu ilişkiye hayranım zaten. Tiyatronun bu açıdan farklı bir keyfi var. Sahneye çıkınca bungy jumping yapmış gibi oluyorsunuz. 2 saat veya daha uzun bir süre kocaman rolleri ezberleyerek, sanatsallık katarak, yorum katarak sahne üzerinde oynuyorsunuz. Orada rol arkadaşlarınız da olsa yalnızsınız. Sinema ve TV de öyle değil. Bu yüzden daha rahat geliyor.

Geçen yıllarda Galileo Galilei ile Ankara Sanatsevenler en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştım.Yine geçen yıl Ankara film festivalinde de en iyi erkek oyuncu ödülü almıştım.Bu ödüller gerçekten moral verici, insanı çalışmaya özendirici ve yaptıklarınızın beğeni ile izlendiğinin kanıtı oluyor. Daha ne isteyelim? Oyunculuk her zaman kendini yenilemesi gereken bir anlatım ve yorum sanatıdır. Toplum değiştikçe bu sorumluluklarınızı o değişen toplum ile özdeşleştirip iletişim kurma yöntemleriniz değişmeli ve oyunculuk arayışlarınız olmalıdır. Ben bunu hep düşündüm ve uyguladım. Sinema da yaptıklarımı kendim de izleyebiliyorum. Bu da hoşuma gidiyor. Kendimi eleştiriyorum, eksiklerimi görüyorum. Başarılı bulduğum yönler de var tabii. Onları gerçekleştirirken neler düşündüğümü hatırlayıp kendimle karşılaştırdığım,hatta yaşam dersleri çıkardığım bile oluyor !

6- Devlet Tiyatrolarını ilk kez dünyaya açan ve ilk kez Rusya turnesine çıkarak sınırların ötesine bakan bir aktör ve yönetmensiniz? Bu evrenselliği kurmanın sırları nedir?

Dramanın, dünyada bizden önce nasıl bir yol aldığını, Tiyatroya toplumun neden gereksinim duyması gerektiğini tanımlamak için çok çalıştım. Ankara Devlet Konservatuarından sonra İngiltere ve Almanya bana burslar verdi. Oralara gittiğimde, Rönesansı yaşamış topraklarda tiyatroyu anlama düşüncelerimde yeni gelişmeler başladı. Daha sonra gerek drama atölye çalışmaları nedeni ile, gerek turnelerle, sanatsal buluşmalar ve konferanslar nedeni ile 170 civarında ülkeye gittim. Bu sürecin başlangıçlarından biridir Rusya turnesi. Oyun Ülkü Ayvaz’ın yazdığı Yeniden Yaratma idi ve bence zamana da iyi bir göndermede bulunuyordu. Bu evrensellik arayışı ve gelişimi, bana, insana ve dünyaya çok boyutlu bakmayı öğretti, insanların birbirlerine benzediğini öğretti, bizim mesleklere verdikleri değeri, meslek tanımları, hak, hukuk konularında nasıl oyunculuk mesleğini o ülkenin kalkınması ile eşdeğer gördüklerini, çalışma yasalarında 1605 Bern antlaşmasından sonra nasıl çalışmalar yaptıklarını gösterdi. Bu alt yapı üzerine nasıl daha çok ürettiklerini ve önlerinin açıldığını, nasıl sanatsal özerkliklerine dokunulmadığını gösterdi. Bu birikim bana öz güven verdi. Aynılarının ülkemizde de gelişmesi için çalışma yapmak sorumluluğu geliştirdi.

7-Aktör ve yönetmenliğin haricinde bir yönetici, ilk seçilmiş genel müdür, ülkemizin ilk sivil toplum ruhunu ateşleyen ‘Sanata Evet’ kampanyasıyla cesur ve zarif bir çıkış yapan bir eylem insanısınız, oyunculuk, yönetmenlik ve yöneticilik içinizde hep tartışma halinde mi oluyor, yoksa birbiriyle barışıklar mı?

Ben yaptığım bütün çalışmaları insanlık sanatını geliştirme konusunda birbiriyle bağlantılı buluyorum. Yani "sanata evet" i adeta kendi üzerimde deniyorum ve her seferinde yeni şeyler keşfediyorum. Sonra o keşifleri yaşama geçirmek için uğraşıyorum.Bunların hem kişiliğime, hem sanat anlayışıma hem de rol oynama ve oyun yönetmeme çok ama çok önemli katkıları oluyor.Bu öğrenme süreci hep devam ediyor. O yüzden, sözünü ettiğiniz tüm çalışmaları birbiriyle ilişkili buluyorum. Seçimle genel müdür olmak TOBAV’ın 1992 yılında gerçekleştirdiği 1.Mersin kurultayı kararı idi. Onu yerine getirmek beni mutlu etti. Drama kavramı ve onun eğitimi ilgili çalışmaları başlatıp geliştirmek de bunun ne kadar yararlı olduğunu gösteriyor.

8- Bugün devlet tiyatrolarının ve tüm sanat kurumlarının kapatılmasının tartışıldığı bir ortama nasıl geldik? Bu kadar başarıdan sonra böyle bir noktaya gelmiş olmak sizi nasıl etkiliyor? Devlete bağlı tiyatro gerçekten dünyada kalmadı mı? Yoksa bizim ülkemize özel bir durum mu?

Tarifsiz üzüntü veriyor bu, bana ve aynı duyarlılıkta olan meslektaşlarıma ve izleyicilerimize. Ortadoğuda gelişmiş ve örnek bir ülke olması iddiası taşıyan, oyuncunun mahkemede şahitliğini kabul etmeyen bir ortamda, toplumsal bilinç, demokrasi kültürü ve kalkınma adına bu kadar pozitif çalışmalar yapan bu kurumların cezalandırılması gibi düşünceler yaratıyor. Sonra da bunun sosyal gelişmişlik, demokrasi kültürü gibi konularla ilişkilerini kurmak, nedenlerini araştırmak, objektif tespitler yapmak ve çözümler aramak ve onları kanıtlamak gibi çalışmalar içinde buluyorum kendimi. Dünya örnekleri ile bizi karşılaştırmak, bu yaşadıklarımızın yerel kültürel nedenlerini, evrensel alanda yerini düşünmek, dünya deneyimlerimi ve bildiklerimi irdeleyerek bizim insanımızın yaşam kalitesine olacak olumsuz etkileri tanımlamaya çalışıyorum.

Tiyatro ve sanat kültürünün neden insan yaşamının kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu en net tanımlamalar ile açıklayıp açıklayamayacağımı sınıyorum. Acı çekiyorum. Ama bildiklerimi de zaman geçirmeden paylaşmak için çaba sarf ediyorum. Bir tür tiyatro bilimi yapıyorum belki. Devlet destekli tiyatronun dünyada bilinen bir uygulama olduğunu bilmemiz ve bunu kanıtlamamıza bazen kulak verilmiyor gibi olunca da yine üzülüyorum. Bu bilgi çağında, bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bu çağda sanki ulaşılamıyormuş gibi davranılmasını şaşkınlıkla karşılıyorum. Bunun yeni milenyumda, ülkemizde yaşanmasının, ülkemize ve insanına karşı yapılmakta olan bir haksızlık olarak değerlendiriyorum. Bütün bilgiler ortada olmasına rağmen, onlara ulaşılamıyormuş gibi yaşanan bu illüzyonu kırmak için kendi üzerime düşenleri, uygarlık tarihinin küçücük bir parçası da olsam, sürdürmeye çalışmayı, sorumluluk olarak görüyorum.



9- Cannes film festivalinde kırmızı halıdaki fotoğraflarınızda kızınızla birlikte çekilen fotoğraf adeta ışıldıyor. O da oyuncu mu?

Hayır, kızım iyi bir avukat oldu.Ama o da mesleğini sanat olarak yapabilme yetilerine sahip olmak için uğraşıyor.

10- TOBAV başkanı, yönetmen ve oyuncu olarak önümüzdeki projeleriniz nelerdir?

SANATA EVET doğrultusunda yapılabilecek, birbiriyle ilişkili, sanatsal ve kültürel çalışmaları yaşamımın son anına kadar sürdürmek!Bunun bir lüks değil,bir gereksinim olduğunu kültürel olarak açıklayabilecek etkinlikler yapmak! Oyunlarda oynamak, oyunlar yönetmek, filmlerde oynamak,anlama ve anlaşılmanın yollarını bulmak, iletişim yöntemleri bulmak,festivaller,atölye çalışmaları düzenlemek,bildiklerimi öğretmek, okullarda,sanat eğitimi merkezleri ile toplumsal yaşamı ilişkilendirecek çalışmalar yapmak.Algı yönetimi ile istismara uğramayacak bir ortak aklın oluşmasına katkıda bulunabilmek.Sanat kültürünün değerini anlaşılır kılabilecek, bir sürecin oluşmasına katkıda bulunacağını düşündüğüm, kültürel ve sistemsel çalışmaları yapabilmek.İşbirlikleri oluşturmak.O zaman bir proje diğer bir projeyi oluşturuyor, bu da sürekli çalışmayı gerekiyor zaten !

11- Hayaliniz nedir diye sormuyorum. Çünkü gerçekleşmiş bir hayal yaşıyoruz, büyük ödülü Kış Uykusu’nun aldığını öğrendiğinizde şaşırdınız mı? Zaten en güçlü favoriler arasında olsa da ilk duygularınızı öğrenmek isteriz.

Çok sevindim. Çünkü Kış Uykusunun Altın Palmiye ödülünü alması bana yapmak istediklerim konusunda da umut verdi. Bu film için 12 ayı aşkın bir süre verilen doğru emeği ve bu emeğe gösterilen özenin çilesini düşünerek, sanatın bu özenin felsefesi olduğu düşüncem daha da perçinlendi. Bu özenin bir kültür halini alması için yapılacak çalışmalar zor da olsa yapılmalıdır.Kış Uykusu bu anlamda örnek alınacak bir sanatsal çalışmadır. Burada gösterilen ÖZEN yaşamın her alanında olması gereken bir ortak kültür olmalıdır. Bunun için yapılacak çileli çalışmalar, bir ömür boyu sürse de, o 12 ayı aşkın süreç, model örnek alınarak, moral kazanarak sürdürülmelidir. O zaman SOMA faciaları gibi tüm insanlığı derinden sarsan faciaların yaşanmaması için önceden önlemler alabilmek de mümkün olabilecektir. Bu ortak aklın oluşma ihtimalinin doğduğu dönemlerde, insanlığın sanatsal eser yaratımında da önemli gelişmeler sağlayacağını, böylece sanatsal ve toplumsal gelişmelerin birbirlerini doğru orantılı etkileyerek geliştirebileceği bir sürece girilebileceğini umut ediyorum. Kış Uykusunun kazandığı başarı bana bu umudu verdi.





İlkay Sevgi


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 854
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Uğur Kanbay ve Eylül!
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Fazıl Say'ın Sait Faik Konseri (Üstün Akmen) - 7/8/2014
  • Opera Festivali Kapsamında Hvorostovsky'i Dinledikten Sonra... (Üstün Akmen) - 6/26/2014
  • Molina Eşcinsel Değil! (Seyhan Arman) - 6/23/2014
  • Üç İnci (Afife Jale, Cahide Sonku ve Bedia Muvahhit - Hamdi Gültekin Tiyatrosu) (Ayşe Müge Gerdan) - 6/23/2014
  • Mutlaka İzlenmeli: Seni Seviyorum Mükemmelsin Şimdi Değiş - Nilüfer Belediyesi'nin Sanatseverliği (Üstün Akmen) - 6/18/2014
  • Sözün Müzik ile Sürekli Yarışta Olduğu Bir Opera: Jül Sezar (Üstün Akmen) - 6/17/2014
  • Süslü Saksı Çıkmazı (Tiyatro Teksti) (Sema İslim Utandı) - 6/16/2014
  • 'İtalyan Kültür Merkezi' ve 'Medyamızın Hali' (Üstün Akmen) - 6/11/2014
  • Çöküşünü Hak Eden Toplumun Öyküsü: Bir Halk Düşmanı (Üstün Akmen) - 6/5/2014
  • Kabile Tiyatro NRD? (İhsan Ata) - 6/3/2014
  • Kış Uykusundan Bahara 2014 Dönümü (İlkay Sevgi) - 5/31/2014
  • Dayanamayıp solan Gülibrişimlere… (Seyhan Arman) - 5/25/2014
  • Röportaj: Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş (Ülkü Duru, İştar Gökseven, Musa Uzunlar) (Onur Şimşek) - 5/23/2014
  • adnan azar 'öldü'; 'bir kış günü bir taksi gelir ve geri gelmez ömrümüz' (Murat Örem) - 5/8/2014
  • Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu – Dünya'nın Sonu.net (Cüneyt İngiz) - 5/2/2014
  • Aşk, Nefret ve Hırs Üçgeni… Kim Korkar Hain Kurttan (İhsan Ata) - 4/28/2014
  • Bu Gençler Yolundan Dönmez, 'SANA' Tiyatroyu Öldürtmez (Üstün Akmen) - 4/23/2014
  • Mezardan Gelen Sesler… Gor (İhsan Ata) - 4/23/2014
  • Afife Hafife Alınamaz - 18. Afife Ödülleri Değerlendirilmesi (Cüneyt İngiz) - 4/22/2014
  • Tiyatro Seyirlik - Ya Başaramazsak (Cüneyt İngiz) - 4/22/2014
  • Kim Daha Kaçık - Guguk Kuşu - Kocaeli Şehir Tiyatroları (Mustafa Bal) - 4/22/2014
  • Bir Sır, Ne Kadar Gizli Kalabilir: Vakti Geldi (Üstün Akmen) - 4/16/2014
  • Bu Oyunu İzlememiş Olan, Tiyatroyu Seviyorum Demesin: Savaş (Üstün Akmen) - 4/10/2014
  • Samsun'da Sihirli Flüt (Üstün Akmen) - 4/10/2014
  • Faşizmin Gölgesinde Erkeklik Sorunsalı… Bent (İhsan Ata) - 4/10/2014
  • Oynamak ya da Oynayamamak... İşte Bütün Sorun Bu!: MELEK (Üstün Akmen) - 4/9/2014
  • Aydın'da Bir Tiyatro Çınarı: Yalçın Dinçer (Serkan Fırtına) - 4/7/2014
  • Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu - Babam 9 Doğurdu (Cüneyt İngiz) - 4/7/2014
  • Mert Fırat ve Volkan Yosunlu ile Moda Sahnesi'ni, tiyatroyu ve gündemi konuştuk. (Onur Şimşek) - 4/4/2014
  • Bu Oyun Oyuncular İçin… 6 Oyuncu Yönetmenini Arıyor (İhsan Ata) - 4/4/2014
  • Bursa, 1. Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali (Üstün Akmen) - 3/20/2014
  • Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'ndan Beceriksizler (Mustafa Bal) - 3/19/2014
  • Kızılırmak - Hayvanın Koyunu Insanın Cahili (Yurdagül Yurtseven) - 3/19/2014
  • Külkedisi Deyip Geçmeyin, Bir Gerçek O: La Cenerentola (Üstün Akmen) - 3/15/2014
  • DENİZ YILDIZI Dizisi'nin Sabihası NERMİN UĞUR İle Röportaj (Ulya Altıntaş) - 3/10/2014
  • Ölü Adamın Cep Telefonu: Naif bir Komedi (Ayşe Müge Gerdan) - 3/10/2014
  • Dot'tan, Yedi Yönlü Kapitalizm Eleştirisi: Makas Oyunları (Üstün Akmen) - 3/5/2014
  • İnsan Doğası Üzerine Bir Gözlem: Hadi Öldürsene Canikom (Üstün Akmen) - 2/27/2014
  • Üç Kadın Bin Turna (Ayşe Müge Gerdan) - 2/27/2014
  • Anket Defteri - Kurban - Büyük Bir Yetenek ve Mütevazılık Örneği: Aydın Şentürk (can Murat Yaşar Şengel) - 2/24/2014
  • 'Normal'ler için uygun olmayan oyun; Garaj (Seyhan Arman) - 2/24/2014


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    7 Ekim'den itibaren her PAZARTESİ Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Hangisi Karısı, 5. Sezonunda!
    Istanbul Fringe Festival - Uluslararası Performans Sanatları Festivali (18-22 Eylül 2019)

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |