| Tiyatro Kursu | Şirket Tiyatrosu | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Hakkımızda | Yazılar | Haberler | Yazarlar | Tiyatro Oyunları | Tiyatro Grupları | Sanatçılar | Kaynak | Duyuru Panosu | | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
GSM 8.Amatör Tiyatro Festivali'nde, Savaş Aykılıç'ın Not Defterinden - Evlenme, Maltepe Üniversitesi Oyunculuk Bölümü Savaş Aykılıç GSM 8.AMATÖR TİYATRO FESTİVALİNDE , SAVAŞ AYKILIÇ’IN NOT DEFTERİNDEN , MALTEPE ÜNİVERSİTESİ OYUNCULUK BÖLÜMÜ’NÜN SAHNELEDİĞİ V.GOGOL’ÜN “EVLENME” OYUNU ELEŞTİRİSİ Maltepe Üniversitesi , Güzel Sanatlar Fakültesi , Oyunculuk Bölümü , Üçüncü Sınıf Çalışması : Yazan: N.V.Gogol Özgün Müzik ve Reji: Varlam Nikoladze Reji Asisitanı: Nilgün Onat Dans: Hakan Dönertaşlı Işık: Tamer Serkan Subaşı Oyuncular : Agafya: Duygu Yıldız Fyokla: Sezen Çiftçi Padkolyasin: Özgür Süzen Koçkaryov: Seçkin Öcek Omlet: Kaan Songün Jevakin: Hakan Karaca Anuçkin: Kubilay Özal Dimitri: Hakan Türk Stephan: Tolga Demircan Çingene Korosu : Gizem Duman Merve Atabek Pelin Palango Pınar Gürman Tuğba Arslan Alper Günay Barış T. Gür Gökhan Yıldırım Yiğit Malgıl GOGOL Gogol’ü kim bilmez ? “Müfettiş” , “Ölü Canlar” , “Palto” , “Bir Delinin Hatıra Defteri” …İşte “Bir Evlenme” de onun daha az bilinen bir oyunu. YÖNETMEN Müzikal (Müzikli değil) oyunu , Maltepe Üniveritesi Öğretim Üyelerinden , beş dil (Gürcüce,Rusça,Almanca,İngilizce, Türkçe) bilen , on parmağında on marifet olan ( oyunun dekor , kostüm , koreografi , özgün müzik beste ve güftesi ona ait) , bol ödüllü Gürcü Devlet Sanatçısı ve Rejisörü Varlam Nikoladze (Aslan Aksakal) koymuş. EKİP Bizde tiyatro okullarında müzikal yapmak (hele 3. Sınıfla) her babayiğit yönetmenin ve ekibin üstesinden geleceği bir iş değildir. Ama yönetmen de , ekip de alınlarının akı ile bu işin üstesinden gelmeyi başarmışlar. “EVLENME” VE TİYATRODA DİĞER EVLENME OYUNLARI İsterseniz önce biraz metinden söz edeyim : Evlenme konusu tiyatronun ve komedilerin en sevdiği konulardan biridir. Cekhov’un “Bir Evlenme Teklifi” i , Sadık Şendil ‘in “7 Kocalı Hürmüz” ü (Hay Allah nereden aklıma geldi şimdi bu örnek !) , Oktay Arayıcı’nın “Rumuz Goncagül”ü (Lafı yine Geleneksel Türk Tiyatrosuna getirecek bu !) , geliyor aklıma. ÖZET Kararsız Damat adayı Patkolyosin (Özgür Süzen) ve evde kalmaktan korkan Agafya'nın (Duygu Yıldız) derdine çöpçatan Fyokla (Sezen Çiftçi) yetişir. Diğer damat adayları Anuçkin Kubilay Özal), Omlet (Kaan Songün), Jevakin (Hakan Karaca) , damadın can dostu Koçkarev (Seçkin Öcek)'in de işin içine girmesiyle olaylar iyice karışır. “GIRGIRİYE” VE “EVLENME” ARASINDAKİ BENZERLİK VE PARALELLİKLER Olay (sanırım) Rusya’nın bir Roman (Çingene) mahallesinde geçer. (Akla hemen Müjdat Gezen’in oynadığı yanılmıyorsam Sadık Şendil’in senaryolarını yazdığı “Gırgıriye” filmleri geliyor değil mi!). Belki de bu yüzden oyun boyunca bir gözüm Rus Tiyatrosu ekolünden gelen bir yönetmenin Rusya’da geçen bu oyununu izlerken (Allah vergi mi desem yoksa bir akıl karmaşası mı desem bilemiyorum !) ; diğer gözüm de oyunu ülkemize uygulamak ve uyarlamakla meşguldü ! GÖSTERMECİ BİÇEM Yönetmenimiz Rus ve Çingene populer halk şarkılarını alarak ya da onlardan esinlenerek yeniden düzenlediği müzikle (biraz uzun olmakla beraber) keyifli saatler geçirtiyor seyirciye. Oyunculuklar da yer yer farsa dönüşerek ; komedinin akıl ve mizahın getirdiği uzak açı ve göstermeci biçemin seyirciye doğrudan seslenen ve eğlendiren o yumuşacık ve sıcacık enerjisi içinde neşe ile ilerliyor. Oyuncular açık biçemle (göstermeci uslupla) oyun karakterlerini bize “gösteriyorlar”-sunuyorlar. Bu arada oyun boyunca birbirleri ile çekişmeyi,itişmeyi,şakalaşmayı en üst düzeyde tutuyorlar , aşıkların buluşaması ve ayrılığın hüznü bile hayat denen bu büyük (fars-ı muhal) komedide eriyip gidiyor. “EVLİLİK” VE “7 KOCALI HÜRMÜZ” OYUNLARI ARASINDAKİ BENZERLİK VE PARALELLİKLER Esaz kız Agafya (Gırgıriyedeki karşılığı için bkn.Gülşen Bubikoğlu !) altı talipten söz ederken benim aklımdan bizim 7 Kocalı Hürmüz ortaoyunu geçiyor. Talipler teker teker sahneye girerken aklıma bizim 7 Kocalı Hürmüz’ün aşıkları ile Rumuz Goncagül’ün damat adayları geliyor ister istemez ! (Son araştırmalara göre beynin “% 90’ı kullanılamıyor” sözü tamamen tevatür imiş ; doğrusu beynin % 90’ı analoji –benzetme- metodu ile çalışıyormuş .Deliler çok akıllı olurmuş ; siz yine de kendiniz araştırdıktan sonra inanın bu konuya !) REJİSÖRÜN GOGOL YORUMU ; ÖNOYUN VE SON OYUN Rejisörümüz oyunun başına ve sonuna eklediği önoyun ve sonoyunla başta açtığı reji ayracını yine kendi imzası ile kapıyor. Bunu da şöyle yapıyor : Oyunun başında sahnede ilk olarak Gogol’ün ya da ona benzetilmiş bir oyuncunun yağlı boya büyük bir portresi aydınlanıyor. Sonra içeri “tablodaki adam” (Gogol) giriyor ama portredekinin aksine soyludan uzak müjike hatta serseri bir işsize yakın bir kıyafet ile (tıpkı Godot’nun Vlademir ya da Estragon’u gibi). Oyun boyunca bir başka oyuncu yazara benzeyen bu oyuncuya takılıp duruyor : “Ben seni bir yerden anımsayacağım ama nereden ?!” Oyunun sonunda ise yine yazar çıkıyor ama bu kez sisler arasında ve balet kıyafetiyle… Çöpçatan Fyoklayı kovalayan talipler ve Çingene Koro’sunu durduruyor ve bu oyunu kendisinin yazmadığını söylüyor (hoş geldin Pirendello ve “Altı Şahıs Yazarını Arıyor”). Oyuncular “-Madem senin oyunun değil ; neden bizi oyun boyunca deliler gibi koşturdun ?!” diyerek yazarın üstüne yürüyorlar şakadan. ESAZ KIZ VE ÇÖPÇATAN ROLLERİ ÖNE ÇIKIYOR Ne yalan söyleyeyim , ben esaz oğlanı (Patkolyasin) oynayan oyuncuyu (Özgür Süzen) biraz tutuk buldum. Oyunun iki diğer başrolünden esaz kız ( Agafya) oynayan (Duygu Yıldız) ve çöpçatan (Fyokla) rolündeki (Sezen Çiftçi) su gibi (kesintisiz ve incelikli) akıyorlar sahnede. Bazen bir nazlı dere gibi ıpıl ıpıl bazen de bir çağlayan gibi gürül gürül. (Tiyatroda ve hayatta , genel anlamda , biz erkeklerin , sahne yumuşaklığı ve sempatisi anlamında bayanlarımızdan öğreneceğimiz çok şey var. ) TALİPLERDEN OMLET’İN MATADOR (BOĞA) YORUMU ÖNE ÇIKIYOR Omlet’i oynayan Kan Songün’ün “boğa; yoksa afedersiniz “öküz” mü demeliyim ! yorumuna bayıldım diyebilirim. Yürüyüşü ile tam bir boğayı andıran (başındaki matador şapkası bence biraz daha bu “öküzlüğü” belirginleştirebilirdi !) jest ve mimikleri ile tam bir maço erkek karikatürü gibiydi. Kasıntılıktan yürüyemiyor ve konuşamıyordu yurdum kıroları ve öküzleri gibi ! Mitolojik boğa-adam (Minatoros) gibi heybetli , yürüyüşü ise flemenco dansı idi. Ayrıca adı ile ilgili yapılan espriler de tam bir ortaoyunu örneği gibiydi. Beni gülmekten öldürdü. Yönetmenin dehası olmalı bu ; kostümleri de o dizayn ettiğine göre ; ataerkilliğin ve maçoluğun evrensel bir arketipini sahneye getirmiş ; kutlarım. DİĞER (BAŞARILI) TALİPLERİN GELENEKSEL TİYATROMUZDAKİ KARŞILIKLARI Diğer talipler de (efemine kibarcık (bkn.Ortaoyununda ve Karagöz’deki karşılığı Tarçın Bey ) , asker (bkn.Roma Tiy. Palavracı Asker ve Ort. Oy. Ve Karagözde Efe,Tuzsuz Deli Bekir) de oldukça başarılı idi. Damadın can dostu Koçkaryov rolünde Seçkin Öcek de enerjik oyunculuğu ile göz doldurdu OYUN DÜŞÜK BAŞLADI AMA SONRA HİMALAYALARA YÜKSELDİ Belki de tek eksik oyunun başındaki tempo düşüklüğü idi. Bunun nedeninin de (konuşmadım ama) yeni bir oyuncunun katılması ya da cast meselesi olduğunu tahmin ediyorum. Özellikle (saydıklarımın dışında) bir oyuncu (herhalde istemeden) oyunu (aşağıya) çekiyor , yavaşlatıyordu. Neyseki bu sorun da özellikle sahneye Agafya’nın girişinden itibaren giderildi ve tempo yükseldi. Alkışlar ve gülmeler geldikçe oyuncular da açıldı ve oyuncularla izleyiciler tiyatro adı verilen o Metafizik/Öte dünya/Yeni Dünya!/”Boş Alan” ?/İllizyon (Büyü) dünyasında bir yolculuğa çıktık. Birlikte tiyatro denilen bu ayine katıldık. Takım oyunculuğu balansı (dengesi) ve akordu kurulduktan itibaren oyuncular rejinin koyduğu göstermeci biçemin verdiği özgürlükle rollerini keyifle oynamaya ve bu “ayin”den zevk almaya başladıkları andan itibaren bu olumlu elektrik bize de geçti ve tiyatro yaşamaya , seyirci ve oyuncu tek yürek atmaya başladı. Ben kendi adıma en çok şarkıların söylenişlerindeki enerjiye hayran kaldım. Tüm şarkılar –bazı şarkısız sahnelere kıyasla-yüksek bir enerji ile oynandı. Bazı şarkıların müzikleri ve sözleri hala kulaklarımda ve dilimde. YABANCI OYUN , YABANCI YÖNETMEN AMA SONUÇ BİZE YAKIN BİR TİYATRONUN SIRRI Sonuç olarak Ruslar bize çok benzer. Çingeneleri ise kendimizden ayırt etmeyiz ! Dolayısı ile oyun bize çok yakın. Çünkü evrensel insana çok yakın. Yabancı yönetmenler –dünyaca ünlü olsalar da- bizim sahnelerimizde genellikle pek başarılı olamazlar ya da ben böyle olduğuna inanırım. Çünkü çoğunlukla seyirciyi yani bizi pek tanımadıkları (fırsat bulamadıkları için) seyirci dramaturjisini iyi yapamazlar ve hayat-sanat-sokak üçgenini sağlam kuramazlar. Eğer yönetmenimizi yabancı (Gürcü) sayacaksak yukarıda andığım sorunların üstesinden gelmiş o. Ama bence o artık bizden biri. Çünkü Türklük ırki değil bir kültür ve dil birliği demektir. Türkçe bilen , konuşan , düşünen bir insan- ister istemez –artık –biraz- türktür. “EVLENME” OYUNUNUN TİYATRO ARKEOLOJİSİNDEKİ KÖKLERİ Oyunu izlerken bu oyunun köklerini Rus Halk Tiyatrosu Geleneğinden ve Roma Dönemi Mimus Oyunlarından aldığını düşündüm. Tıpkı bizim Karagöz ve Ortaoyununun ana yapısını (muhavere –çatışma-,epizodik anlatım , korolar , tiplerin-figürlerin-karakterlerin- kendi yöresel şarkıları ile sahneye girmeleri veya buna uygun birer şarkı söylemeleri , “evlilik” veya “iş bulma” gibi yalın bir öyküye dayanmaları , vb. ) Yunan Orta Komedyası ve Bizans Mimus oyunlarından alması gibi… BU OYUNUN ORTAOYUNU UYARLAMASI ÇOK TUTAR Eğer yönetmenimiz Geleneksel Türk Tiyatrosunu iyi bilmiş olsaydı ve oyunu Türk seyircisinin beğenisine ve algısına göre yeniden yorumlayarak bir dramaturgi çalışması yapsaydı ve oyunu “bize” uyarlasa idi bu oyun gelecek yıllarda TİM’de sahnelenirdi. (Biri çıkıp yapsa da izlesek ya da Türker –İnanoğlu-Bey bu Aslan Bey’i bir keşfetse keşke… ) TÜRK TİYATROSUNUN VE MALTEPE ÜNİVERSİTESİNİN ŞANSI : REJİSÖR VARLAM NİKOLADZE/ASLAN AKSAKAL Maltepe Üniversitesi böyle bir “Aslan”a sahip olduğu için , oyunculuk bölümü öğrencileri böyle bir çok yönlü eğitmenden ders aldıkları için ve son olarak Türk Tiyatrosu da tiyatro eğitiminde ve rejide çıtayı böylesine yükselttiği (beş dil bilmesi ,bir oyunda dekor-kostüm-dans-müzik ve tabii ki yönetmenlik yapabilmesi) için çok şanslılar , çok şanslıyız. Varlam Nikoladze/Aslan Aksakal’a başarılarının devamını diliyorum. Savaş Aykılıç Yazarın Tüm Yazıları Paylaş Tweet - ( 7/20/2010 ) merhaba savas abi...ben pelin palango oyunumuzu ele aldıgın için cok teşkkür ederiz ..ben korodaydım özel bi eleştiri beklemedim ama keşke koroyuda eleştrseydn az da olsa..saygılarmla hoşca kalın:) |
Tiyatro Kursu Başlıyor! 19 Kasım'dan itibaren her SALI Kadıköy'de! Çalışanlara yönelik hobi sınıfı! Duyuru Panosu!
Son Eklenen Tiyatro Oyunları
Güncel Yazılar
Yazar olmak ister misiniz? Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...
Güncel Haberler
Tiyatro Dünyası'nı takip Edin | .. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|